Söz&Kalem Dergisi - Hamza Korkmaz
Orijinal Metin
İlim öyle bir cevher-i nâdîredir ki, ihlâs ile talep olunmadıkça sahibine kemâl değil, belki vebâl getirir. Nice kimseler vardır ki kesret-i ma‘lûmât ile müftehir olup ind-i nâsta âlim görünürler; lâkin indallah makbûl olmalarına sebep olacak amelden mahrumdurlar. Zira ilmin semeresi amel, amelin ruhu ihlâs, ihlâsın esası ise takvâdır. Bu erkândan biri noksan olursa, binlerce sahife-i ulûm dahi sahibini kurtarmaya kifâyet etmez. Pes akıl sahibi olan kimse, evvelâ nefsini tezkiye, kalbini tasfiye ve niyetini tashih ile meşgul ola. Ba‘dehû tahsîl ettiği ulûmu riyâ ve süm‘adan muhafaza ede. Çünkü riyâ ile mülevves olan amel, surette ibadet görünse de hakikatte nefsin hissesinden ibarettir. Âlimin şerefi, kesret-i rivâyetinde değil; belki ilmiyle mütehallik olduğu fazîlet ve halka irşad hususunda gösterdiği ihlâs ve merhamettedir. Nice az ilim sahibi vardır ki hüsn-i ahlâkı sebebiyle yüksek derecelere nâil olur; nice kesîrü'l-ilm kimseler dahi kibir ve ucb yüzünden ilimlerinin bereketinden mahrum kalırlar. Binâenaleyh taleb-i ilimde maksad, şöhret ve menfaat değil; rızâ-yı Bârî ve ihyâ-yı hak olmalıdır.
Sadeleştirilmiş
İlim, çok değerli bir hazinedir. Ancak Allah rızası için öğrenilmezse, kişiye fayda yerine zarar verebilir. Bazı insanlar çok bilgi sahibi oldukları için kendileriyle övünür ve insanlar arasında âlim olarak tanınırlar. Fakat Allah katında değer kazanmalarını sağlayacak samimi amellerden yoksundurlar.
Çünkü ilmin meyvesi amel, amelin özü ihlâs, ihlâsın temeli ise takvadır. Bu unsurlardan biri eksik olursa, kişinin sahip olduğu büyük bilgi birikimi onu kurtarmaya yetmez. Bu sebeple ilim talebesi önce nefsini kötü huylardan arındırmalı, kalbini temizlemeli ve niyetini düzeltmelidir. Daha sonra öğrendiği bilgileri gösterişten ve insanların beğenisini kazanma arzusundan korumalıdır.
Gösteriş için yapılan ibadetler dışarıdan güzel görünse de, gerçekte nefsi tatmin etmekten başka bir anlam taşımaz. Bir âlimin değeri, çok hadis rivayet etmesinde veya çok eser ezberlemesinde değil; öğrendiği bilgilerle güzel ahlâk sahibi olmasında, insanlara samimiyetle yol göstermesinde ve merhametli davranmasındadır. Az bilgisi olduğu hâlde ihlâslı yaşayan birçok insan yüksek derecelere ulaşırken; çok bilgili olduğu hâlde kibir ve gurur sebebiyle ilmin bereketini kaybeden pek çok kişi de vardır. Bu nedenle ilim öğrenmenin amacı şöhret veya dünya menfaati değil, Allah'ın rızasını kazanmak ve hakikati yaşatmak olmalıdır.
Lügat
Cevher-i nâdire: Çok kıymetli hazine.
İhlâs: Ameli yalnız Allah rızası için yapmak.
Kemâl: Olgunluk, mükemmellik.
Vebâl: Sorumluluk, zarar.
Kesret-i ma‘lûmât: Bilginin çokluğu.
İnd-i nâs: İnsanlar nezdinde.
İndallah: Allah katında.
Semere: Meyve, sonuç.
Takvâ: Allah'a karşı sorumluluk bilinci.
Tezkiye: Nefsi arındırma.
Tasfiye: Temizleme, saflaştırma.
Tashih: Düzeltme.
Ba‘dehû: Bundan sonra.
Ulûm: İlimler.
Riyâ: Gösteriş.
Süm‘a: İnsanlara kendini beğendirme arzusu.
Mülevves: Kirlenmiş.
Mütehallik: Ahlâklanmış.
İrşad: Doğru yolu gösterme.
Kesîrü'l-ilm: Çok bilgili kimse.
Ucb: Kendini beğenme.
Rızâ-yı Bârî: Allah'ın hoşnutluğu.
İhyâ-yı hak: Hakikati yaşatmak.
Kaynak
Eser: ed-Dürrü’l Mensur
Müellif: İmam Celaleddin Suyuti
Konu: İlim, İhlas, Ahlak