Söz&Kalem Dergisi - Kübra Elçi
Selam olsun soluk soluğa Allah yolunda koşanlara... Selam olsun gece-gündüz demeden ilim peşinde koşanlara... Ve selam olsun Bahrül Ümme olan Abdullah bin Abbas’a….
Abdullah bin Abbas, diğer adıyla İbni Abbas; kendisi birçok ilim üzerinde geliştirmiştir. Bunun yanında ilim konusu ele alınınca, akla gelmesi gereken ilk isimlerden biridir.
Annesi Lübabe bint Haris, babası ise Abbas bin Abdulmütalib’dir. Abdullah bin Abbas, 619 yılında Mekke’de, yani neredeyse hicretten üç yıl önce doğmuştur. Doğduğu vakit babası onu Hz. Peygamberin yanına götürmüş bunun üzerine Peygamberimiz ona dua etmiştir. Cahiliye adetlerinin devam etmekte olduğu o dönemde Müslüman bir ailenin çocuğu olup, doğduğu gibi peygamber duasına mazhar olmuştur.
İbni Abbas, Peygamberimizin fiil ve ahlakını öğrenme arzusuyla sürekli onun yanında bulunmaya çalışmıştır. Peygamberimizin zevcelerinden biri olan Meymune bint Haris teyzesi olduğu için bazı geceler Peygamberimizin evine misafir olmuştur. Peygamberimize olan sevgisi, bağlılığı ve samimi hizmetleri sebebiyle O’nun takdirini kazanmış ve ‘’Allah’ım sen ona kitabı öğret ve dinde mütehassıs kıl’’ şeklindeki bu muazzam maneviyatı içeren duasına nail olmuştur. Bu duanın yanında anne-babasının Abdullah’ın ilim öğrenmesi üzerindeki isteği ve ilim yolunda örnek alınası arzusu ile İbni Abbas, ilim konusunda büyük bir mertebeye ulaşmıştır. İbni Abbas’a ‘’sen nasıl böyle bir ilim elde ettin’’ diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir; ‘’iki şey ile elde ettim. Biri güçlü bir arzu ve emel. İkincisi düzenli bir çalışma’’.
Biz bu örnek zattan muntazamın ve istikrarın önemini öğreniyoruz. Ve yine bu mükemmel insan, Efendimizden 1660 hadis rivayet etmiştir. Hadis fehminde olduğu gibi Kur’an’ın fehminde de zirvededir. İbni Abbas’dan sünnetin intikalini öğrendiğimiz gibi sünnetin anlaşılmasına dair de birçok şey öğrendik. Buna örnek olarak İbni Abbas, teyzesi Meymune’nin yanında geçirdiği bir geceyi şöyle anlatır;
‘’Bir gece teyzem Meymune’nin misafiriydim. Peygamberimizin fiillerini öğrenmek için uyumuş gibi yapıp Peygamberimizi izledim. Peygamberimizin gecenin ilerleyen saatlerinde uyanıp güzelce abdest aldığını ardından da namaza durduğunu gördüm. Sonra bende kalktım ve abdest alıp Peygamberimizin bir adım arkasında sola doğru namaza durdum. Efendimiz benim namaza durduğumu görünce beni eliyle sağına ve yanına doğru çekti ama ben yine soluna ve arkasına geçtim. Böylece ikişer ikişer olmak üzere tam on üç rekat namaz kıldık. Namaz sonrasında Peygamberimiz bana dönüp ’neden yanımda durmadın namaza’ dedi. Ben de ‘’ya Resulallah, sen Allah’ın resulüsün ben senin yanında nasıl durabilirim ki’’ dedim. Bu söz Peygamberimizin çok hoşuna gitti ve ‘’Allah senin ilmini ve fehmini arttırsın’’ diye dua etti.
Peygamberimizin İbni Abbas için olan duaları bununla sınırlı değildir. Bir gün Peygamberimiz ‘’Allah’ım ona kitabı öğret’’ diye dua etmiştir. Yine bir gün Peygamberimiz, abdest ihtiyacını gidermek için uzaklaşmış. O döndüğünde hemen abdest alabilmesi için İbni Abbas O’na suyunu hazırlamış. Efendimiz döndüğünde suyu hazır görünce sevinmiş ve ‘’kim bu suyu hazırladı’’ diye sormuş. Orada bulunanlarda ‘’İbn Abbas’’ demişlerdi. Ve bunun üzerine Efendimiz ‘’Allah’ım onu dinde fakih kıl’’ diye dua etmiştir.
İlme olan merakından ötürü İbni Abbas, ‘’Ne zaman ki duysam birinde bende olmayan bir hadis var koşa koşa onun yanına gider onu ondan öğrenirdim’’ diye buyurmuştur. Biz buradan anlıyoruz ki İbni Abbas, Peygamber sözüne ve sünnetine ihlas ve samimiyet ile bağlıdır.
Bazen hadis öğrenmeye gittiği kişiler ‘’Neden buraya kadar geldin ey Peygamberin amcasının oğlu’’ şeklinde soru yöneltince İbni Abbas bu güzel cevabı veriyor; ’’Ben sizdeki ilmi almaya geldim. İlim ayağa gelmez, ilmin Ayağına gidilir’’
Bir kişide böyle bir ilim hırsı ve istikrarı olunca 16-17 yaşında kendisinden fetva alınması da gayet tabi görülmelidir.
Başta da belirttiğimiz gibi, ilim konusunda böyle gelişen bir zat birçok unvana mazhar olur. İşte bu unvanlar elmanın bir yarısı, İbni Abbas ise diğer yarısı gibidir. İbni Abbas’ın ilim makamındaki büyüklüğü, şu unvanlar ile bilinmektedir:
1) Hibrül Ümme = Ümmetin Dahisi
2) Hibrül Arab = Arapların Dahisi
3) Tercüman-ül Kur’an = Kur’an’ın Tercümanı
4) Bahrül Ümme = Ümmetin İlim Denizi
5) Rabbaniyül Ümme = Ümmetin Rabbani Alimi
6) Fakihul Ümme = Ümmetin Fakihi
7) İmamül Ülema = Alimlerin İmamı
8) Sultanul Müfessirin = Müfessirlerin Sultanı
İbni Abbas yediden yetmişe tüm hayatı boyunca ilim peşinde koşan, ilim aşığı, peygamber aşığı ve her yönden örnek alınması gereken bir sahabidir. Rabbim bizi de İbni Abbas gibi Allah’ın, Peygamberin ve insanların hoşnut olacağı kullardan eylesin.