Murtaza Çelebi - Söz&Kalem Dergisi
Zaman akıp gider, insanlar bu dünyadan geçer ama taşlardan ve tahtalardan yapılmış yapılar kalmaya devam eder. Bu taştan ve tahtadan yapılar, insanın unuttuğu her şeyi kendi içinde saklamaya devam eder. Şehirler ve içlerindeki zamana meydan okuyan tarihi yapılar, insanın ve onun izlerinin birer aynasıdır. Suskun ama varlıklarıyla çok şey anlatırlar. Şimdi üç şehrin ve üç tarihi yapının anlattıklarını beraber dinlemeye çalışalım.
1) Thatta Şehri (Sindh Eyaleti-Pakistan)
Indus Nehri’nin bereketli kıyılarında, tarih ve kültürün sessiz bir şekilde birleştiği bir şehir: Thatta… Burada rüzgarlar, nehrin sularının üstünden binlerce yılın ibadet, sanat ve bilgelik izlerini şehrin sokaklarına taşır. Dar sokaklarda yürürken, medreselerin ve türbelerin sessiz fısıltılarını duyulur. Thatta, sadece bir şehir değil; Sindh bölgesinin kültür ve tarih mabedi gibidir. Her avlu, her taş ve her minare, insan ruhunu geçmişin ışığıyla besler.
Thatta, Pakistan’ın Sindh eyaletinde yer almaktadır. Tarih boyunca hem kültürel hem de dini açıdan önemli bir şehir olmuştur. Thatta, özellikle 14.–18. yüzyıllar arasında Sindh bölgesinin başkentlerinden biri olmuş ve İslam medeniyetinin merkezi olarak öne çıkmıştır. Şehir, tarih boyunca ticaret, kültür ve eğitim açısından önemli bir konumda yer almıştır.
Şah Cihan Camii
Çini işçiliği ve sanatının izlerini en güzel şekilde insanlara sunan Şah Cihan Camii, bir camiden çok bir sanat eseri olarak kendisine bakanları mest etmektedir. Avluda yürürken, kubbelerin gölgesinde zaman bir ayrı akıp gider. Geniş avlusu ve zarif kemerleri, insanın ruhunu hem heyecanlandırır hem de huzur verir. Burası, sadece bir ibadet yeri değil; sanat, mühendislik ve inancın bir araya geldiği bir mabet olarak varlığını sürdürür.
Camii, dekoratif çinilerle zengin bir şekilde süslenmiştir ve Güney Asya'daki en ayrıntılı çini işçiliği sergisine sahip olduğu kabul edilmektedir. Cami, dünyanın en büyük camilerinden biri olarak kabul edilir ve 10.000’den fazla kişiye ibadet imkânı sunmaktadır. Kırmızı tuğla ve taş işçiliği ile yapılan yapı, Mughal mimarisinin zarif örneklerini taşır. Cami aynı zamanda Babür dönemi camileri için alışılmadık bir dekoratif unsur olan geometrik tuğla işçiliğiyle de dikkat çekmektedir. Camide kobalt mavisi, turkuaz, manganez menekşesi ve beyaz çiniler kullanılmıştır. Büyük kubbeleri, zarif kemerleri ve geniş avlusu camiye ihtişamlı bir görünüm kazandırmaktadır.
Şah Cihan Camii, Thatta’nın hem dini hem de kültürel merkezi olarak uzun yıllar hizmet vermiştir. Caminin mimarisi, Mughal dönemi sanat ve mühendisliğinin zirve noktalarından biridir. Bugün cami hem ibadet hem de turistik ziyaretler için açık durumdadır. Cami, 1993'te geçici UNESCO Dünya Mirası Listesine eklendi.
2) Ghor İli – Şahrak İlçesi (Afganistan)
Ghor, Afganistan’ın dağlık ve tarihi zenginlikleriyle bilinen bir bölgesidir. Şahrak ilçesi ise Ghor’un kültürel ve tarihî açıdan öne çıkan yerleşimlerinden biridir. Ghor bölgesi, özellikle 12.–13. yüzyıllarda Ghorid Hanedanlığı döneminde büyük bir önem kazanmıştır. Şehrin etrafındaki dağlık arazi, savunma ve stratejik açıdan elverişli bir konum sağlamıştır.
Ghor sakinleri, Gurlular döneminde tamamen Müslümanlaştırılmıştır. 12. yüzyıldan önce bölge Budistlere, Zerdüştlere, Hindulara ve az sayıda Yahudiye ev sahipliği yapmıştır. Şahrak, Afganistan’ın Gur Eyaletine bağlı 10 ilçesinden biridir. Bölge, İslam’ın yayılmasında ve Ghorid hanedanının mimari projelerinde önemli rol oynamıştır. Medreseler, camiler ve minareler hem dini hem de kültürel yaşamın merkezi olmuştur. Dağlık bölgede sınırlı olsa da yerel ticaret, el sanatları ve tarım ile yürütülmüştür. Tarih boyunca bölgede küçük ticaret yolları ve yerel pazarlar bulunmuştur.
Jam Minaresi
Dağların, vadilerin ve sarp kayaların arasında göğe yükselen bir yapı: Jam Minaresi… Yüksekliğiyle gökyüzüne yükselen bu minare, dağlara meydan okumaktadır adeta. Minare, geometrik süslemeleri ve Kur’an ayetleriyle insan ruhuna dokunmaktadır. Minareye bakarken adeta zaman durmaktadır. Geçmişin duaları ve inancı, taşların arasından günümüze taşınır. Jam Minaresi, sadece bir ibadet yapısı değil; mimari bir şiir, taşların göğe fısıldadığı bir hikâyedir.
Jam Minaresi, Ghor bölgesinin en önemli ve simgesel yapılarından biridir. Şahrak İlçesinde Hari Irmağının hemen yanında bulunmaktadır. Minare, 1190 civarında Ghoridler tarafından inşa edilmiştir. İbadet ve dini ritüellerin yanı sıra, minare gözetleme ve şehrin simgesi olarak kullanılmıştır.
Yaklaşık 65 metre yüksekliğinde olan ve kızarmış taştan yapılmış olan Jam Minaresi, Afganistan’daki en yüksek taş yapılardan biridir. Minarenin çevresi 2400 m'ye varan dağlarla çevrilidir. Jam Minaresi, girintili çıkıntılı taşları ve dış kaplamasında bulunan Kufi ve Nesih el yazmaları ile ün yapmıştır. Tuğla ve taş işçiliği ile inşa edilmiş, dış cephesi geometrik süslemeler ve Kur’an’ın Meryem suresinin ayetleri ile bezelidir. Minare, Selçuklu ve Ghorid mimarisinin etkilerini taşımaktadır. Özellikle taş işçiliği ve çini detayları dikkat çekicidir. Yapı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almakta ve bölgenin tarihî kimliğini temsil etmektedir.
3) Larabanga Şehri (Gana)
Larabanga, Gana’nın kuzeyinde yer alan ve tarihi önemi ile bilinen küçük bir köydür. Larabanga, 15. yüzyılda kurulmuş ve özellikle İslam kültürünün ve eğitiminin merkezi olarak öne çıkmıştır. Köy, aynı zamanda Batı Afrika’daki eski ticaret yollarının yakınında bulunması nedeniyle stratejik bir konuma sahiptir. Kasaba ayrıca Mistik Taşı, desenli yerel mimarisi ve Mole Milli Parkının girişi olmasıyla da bilinir.
Larabanga köyünde Mistik Taş Efsanesi meşhurdur. İngiliz yönetimi sırasında, Larabanga Camii yakınlarına bir yol yapılmıştır. Yol yapımı sırasında bir taş sökülerek yol yapılmıştır. Ertesi gün, taş yerinden çıktığı yerde tekrar bulunmuştur. Taş tekrar sökülmüş ve ertesi gün aynı şey olmuştur. Daha sonra yetkililer, yolun taşın etrafına inşa edilmesine karar vermiş ve yol, Gizemli Taş olarak anılmaya başlanmıştır.
Larabanga, özellikle İslam mimarisi ve dini eğitim açısından önem taşır. Köydeki cami hem ibadet hem de toplumsal etkinlikler için bir merkez olmuştur. Köy, tarih boyunca küçük çaplı ticaret ve tarım ile geçimini sağlamıştır. Bölgedeki el sanatları ve yerel pazarlar, ekonomik yaşamın temelini oluşturmuştur.
Larabanga Camii
Larabanga Köyünün kalbinde, kerpiç ve bambudan yükselen bir yapı: Larabanga Camii… Camiye adım attığınızda, kerpiç duvarların sıcaklığı ve destek direklerinin ritmi, insan ruhunu sarmaktadır. Burada zaman yavaşlar, geçmişin ibadetleri günümüzün gözleriyle buluşur. Larabanga Camii, sadece bir ibadet yeri değil; kerpiç, ışık ve inancın bir araya geldiği bir şiirdir.
Larabanga Camii, Batı Afrika’nın en eski ve en önemli İslami yapılarından biridir. Cami, 1421 yılında inşa edilmiştir ve Batı Afrika’daki en eski camilerden biri olarak kabul edilir. İbadet, eğitim ve toplumsal bir merkez olarak kullanılmıştır. Batı Afrika’nın “Mekke’si” olarak anılır. 1421'de kurulduğundan beri birçok kez restorasyondan geçmiştir. Camide, yerel halkın 1650 yılında dönemin imamı Yidan Barimah Bramah'a duaları sonucunda gökten hediye edildiğine inandığı eski bir Kur’an’ı Kerim bulunmaktadır.
Larabanga Camii, Gana ve Batı Afrika’daki İslam kültürünün simgesi olarak kabul edilir. Cami, tarih boyunca ibadet ve eğitim merkezi olarak hizmet vermiştir. Günümüzde Cami hem ibadet hem de turistik ziyaretler için açıktır. Mimari estetiği ve tarihî değeri ile Batı Afrika İslam kültürünün nadide örneklerinden biridir.