Gülnida Dağılma - Söz&Kalem Dergisi
Kuruyan dalların yeniden yeşermesi bize bir hakikati hatırlatır: Kalpler de dirilebilir. Nasıl uyanıyorsa doğa kış uykusundan insanda öyle uyanabilir gaflet uykusundan. Doğanın uyanışı cemrenin düşmesiyle, insanın uyanışı imanın depreşmesiyle olur. İman, hatırlayan kalpte yeniden filiz verir. İmanla uyanan insan, toprağı yaran bir çiçek gibi güzellik yayar. Ağaçta meyve olup zevk, toprakta biten ot olup şifa verir bütün mahlukata. Bu uyanış sadece toprağa değil, insana da enerji verir. Çünkü bahar, Allah’ın dirilişi hatırlatışıdır. Ve her hatırlayış, kalpte yeni bir başlangıçtır. Dirilişe giden yolda adımını sağlamlaştırarak, her işte Rahmana varmayı arzulayarak getirir baharı. Ve artık bahar sadece bir mevsim değil, gaflet uykusundan uyanışın habercisidir. Ne var ki insan, baharın bu çağrısını her zaman duyamaz. Çünkü çağımız, kalbi diri tutmaktan çok oyalamayı öğretir.
Modern dünya hız üzerine kurulu bir dünya inşa etti. Oysa Kur’an insanın en temel zaafını asırlar önce haber veriyordu: “İnsan çok acelecidir.” (İsra 11) Bu sebepten yaptığımız işleri de özümseyerek, ihlasla değil baştan savmayla bitiriyoruz. İnternet ağındaki videoların sürelerinin düşmesi, iki kat hız seçenekleri… bunlar kolaylıklar değil çağın gafletleridir. Bu gaflete düşene çağ düşünmeyi değil tüketmeyi öğretiyor.Hikmetle yaklaşmayı silip 10-15 saniyelik videolarda alem-i öğrettiğine inandırıyor. Durup düşünürse sistemdeki çürüğü bulacağından endişe ediyor. Ve buna bir an bile fırsat vermeyerek zihnini adeta bir çöplüğe dönüştürüyor.
Bu sebeple zihinler dolu, kalpler yorgun. Çünkü insana düşünme değil oyalanma öğretiliyor. Bütün bunların yanında İslam bize içselleştirmeyi önerir. Kur’an bu sebepten bir gecede değil 23 yılı deviren sürede indirilmiştir. Çünkü insanın kalbi bir anda değil, zamanla olgunlaşır. Allah bu yüzden vahyi sindire sindire indirdi. Bizi ısrarla hıza, hazza, ihtirasa sürükleyen bu çağda inadına yavaşlamalıyız. Verilen işleri doğru bir şekilde ivedilikle hallederken bu çağın hızına kapılmak yerine, onun gürültüsünü kısmalıyız.
Bu çağın Müslüman genci hızla değil bilinçle yürümelidir. Çünkü diriliş, yetişmekle değil fark etmekle başlar. Özenerek yaptığımız bir iş yarımlık on işten daha evla ve verimlidir. İnadına bizi karanlığa itmeye çalışanlara inat fikirlerimizi parlatmalıyız. Müslüman bir genç etrafında olup biteni durup izlemeli, nesneleri tahayyül etmeli, her şeyin bir anlamı olduğunu bilerek ilerlemelidir. Bu çağın en büyük kaybı sessizliktir. Oysa vahiy bir gürültünün ortasında değil, Hira’nın sessizliğinde indi. Tefekkür işini erteleyemeyiz. Çünkü uyanık bir genç, çağın gürültüsünden değil hakikatin sesinden beslenir. Alemin sırrına hakim olmak için alimin kapısından ayrılmamamız gerekir. Çokça okumayı, yazmayı, gerektiği yerde konuşup, susmayı huy edinmeliyiz. Olaylara akılcılıkla, İslami bakış açısıyla bakmalı kararlarımızda da buna uymalıyız.
“Allah’ın rahmetinin eserlerine bak: Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphesiz O, ölüleri de diriltecektir.” (Rum 50)
Kuruyan dalların yeniden yeşermesi, toprağı çatlatıp içinden fışkıran hayat bize şunu fısıldar: Katılaşan kalpler de dirilebilir. Yeter ki imanın özümsendiği bir ortam, istek olsun. Belki de bahar Rabbin dirilişimize vesile olarak her yıl bize verdiği bir süreçtir. Doğaya bakarak ilham almamıza kulluk vazifemizi hatırlamamıza bir vesile. Hele de bu bahar Mübarek Ramazan-ı Şerif ayına denk gelen çifte nurun, çifte dirilişin habercisidir. Bahar her yıl gelir; fakat herkes dirilmez. Ağaçlar yeşerir, fakat her kalp filiz vermez. Toprak uyanır, fakat bazı ruhlar hâlâ kendi kışında donup kalır.
Çünkü diriliş mevsim ile değil, niyetle başlar. Ve insan, kalbini ihmal ettiği her gün kendi iç baharını biraz daha geciktirir. Şimdi dünya yeniden çiçek açarken kendimize sormalıyız: Biz gerçekten uyanıyor muyuz, yoksa sadece mevsim mi değişiyor? Unutmayalım; bahar toprağa mecburdur ama hidayet kalbe mecbur değildir. Diriliş çağrısı her yerde yankılanırken duymayan kulak, görmeyen göz, hissetmeyen kalp… İşte asıl kış oradadır. Ve insan, içindeki kışı bitirmeden hiçbir bahara ulaşamaz. Bahar yine gelecek. Toprak yine uyanacak. Asıl soru şu: Kalbimiz uyanacak mı?
Vesselam