Selman Akman - Söz&Kalem Dergisi
İnsanlık tarihi boyunca insanların yaptığı iki eylem vardır: Örnek olmak ve örnek almak. Rol-model olabilmek için öncelikle örnek almak gerekir. Bu yüzdendir ki insanlar daima, kendilerine yol gösterecek ve yolu nasıl yürüyeceklerini tarif edecek örnek kişiliklere ihtiyaç duymuş ve onları aramışlardır. Geçmişten günümüze birçok şahsiyet gelip geçmiş ve insanlar bu tarihi izler içerisinde kimi zaman bir kralı, komutanı veya lideri örnek almışlardır. Kimi zaman ise bir sanatçıyı, aydını, sporcuyu veya günümüz dünyasında bir sosyal medya fenomenini kendilerine rol-model seçmişlerdir.
Bu rol-model alma eyleminde çoğu insanın içine düştüğü hata ise “popüler (tanınan) insan” ile “örnek şahsiyet” arasındaki farkı bilememek olmuştur. Özellikle günümüzde insanların çoğu “fenomen insan” kavramının peşinden giderek, “örnek insan” profilini kaybetmekte ve asıl rol-model insanı ıskalamaktadır. Günümüzde milyonlarca takipçiye ulaşmanın, doğru bir hayat yaşamanın veya örnek şahsiyet olmanın ölçüsü olmadığının farkına varmak gerekir. Örnek olacak doğru rol-model şahsiyet; insanları güzel ahlak, iyilik, hakikat ve dürüstlük gibi erdemlere yönelten insandır.
İşte bu noktada “tanınan (fenomen) insan” ile “örnek insan” arasındaki ayrımı yapabilmek ve kimi rol-model alacağımızı bilip kararlaştırmak için bazı ilkelere ihtiyaç vardır. Bu ilkeler; güzel ahlak, dürüstlük, adalet, merhamet vb. erdemlerdir. İşte bu anlamda başta müminler olmak üzere bütün insanlık için bu rol-model olma ilkelerinin bir arada bulunduğu “örnek insan” Hz. Muhammed’dir.
Karanlığın içinden onlara rehberlik ederek bir aydınlık nesil çıkaran Hz. Muhammed’in (s.a.v) rol-model olmasını Kur’an-ı Kerim Ahzâb suresi 21. ayette şu şekilde nakleder: “Andolsun ki, Allah’ın Resul’ünde sizin için güzel örnekler vardır.” Hz. Peygamber sadece kendi dönemi için değil, kıyamete dek ona tabi olan her mümin için en güzel örnektir. Onun rol-model oluşu sadece iman veya ibadetle sınırlı değildir; ahlakın en güzelinde, adalette, dürüstlükte, güvende, insani ilişkilerde ve merhamet gibi en yüce erdemlerin hepsinde en güzel örnektir. En iyi ve en güzel rol-model olmayı, Hz. Muhammed'in örnekliğinde bazı ilkelerle ele almak, konuyu daha iyi açıklamak açısından daha isabetli olacaktır.
İnsanları İhya Eden Kuvvet: Ahlak
İyi bir rol-model olabilmek için, iyi bir rol-modele sahip olmak gerekir. Rol-model alırken de ilk örnek almamız gereken ilke ahlaktır. Hz. Peygamberin, insanlar nezdinde bir etki bırakmasını sağlayan en önemli hasletlerinden biri de, güzel bir ahlaka sahip olmasıydı. Kal’den önce hal ehli olmak gerekir. Yani sözlerimizden önce insanlara davranışlarımızla ulaşmak, en büyük etkiyi bırakır. Sert mizaçların, öfkeli bakışların ve kırıcı üslupların insanlara galebe çaldığı bir toplum içerisinde Hz. Muhammed (s.a.v), nazik mizacı ve merhametli haliyle güzel ahlakın en güzel temsiliyetini oluşturuyordu.
Günümüz toplumunun da az önce bahsettiğimiz cahiliye devri toplumundan maalesef aşağı kalır yanı kalmamış durumdadır. İşte Hz. Peygamber gibi günümüz Müslüman şahsiyetlerinin de, günümüz toplumu içerisinde sert ve öfkeli mizaçlara karşı naziklikleriyle, kırıcı üsluplara karşı merhametleriyle güzel ahlakın en güzel örnekleri olarak rol-model olmaları gerekir.
Ahlak ilkesi açısından rol-model olmanın nasıl olması gerektiğini, Hz. Peygamberin yaşadığı Taif olayı üzerinden açıklamak yerinde olacaktır. Hz. Peygamber, hakikati tebliğ için gittiği Taif’te taşlı saldırıya uğramış, kendisine ağır hakaretler edilmiş ve öyle incitilmişti ki kalbi hüzün ve kırgınlıkla dolmuştu. Bütün bunlara rağmen Hz. Peygamber ellerini açarak Allah'a yakarmış, beddua etmek yerine hidayete ermeleri için dua etmiştir. Öfke ve gazap yerine, güzel ahlakın nişanesi olan naziklik ve merhameti kuşanmıştır.
Nitekim bu güzel davranışın karşılığı olarak da Addas ismindeki bir hizmetçi bunu görmüş ve iman etmiştir. Günümüz insanları en basit eleştiride bile heyheylenip öfkeye kapılırken, zulme uğrayan Hz. Peygamber güzel ahlakından ödün vermemiştir. Bu bize göstermektedir ki rol-model olmanın ilkesi; güce güç ile karşılık vermek değil, en zor durumda bile güzel ahlakı muhafaza edip sürdürebilmektir.
İnsanlara Güven Aşılayan İlke: Dürüstlük
İnsanların sizi rol-model alıp takip etmelerini ve davanıza katılmalarını istiyorsanız, onlara vermeniz gereken şey güvendir. Güveni inşa etmenin yolu da dürüstlüktür. Dürüstlüğün olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde samimiyet ve samimiyetin olmadığı yerde güzel ahlak olmaz. Tüm bu ilkelerin yokluğunda rol-model alınmayı bırakın, elde edeceğiniz tek şey düşmanlık ve nefret olur. Hz. Muhammed (s.a.v), peygamberliğinden çok önce bile Mekke toplumu içerisinde dürüstlüğü ile insanların kalplerini kazanmış, hatta ona düşman olanlar bile bu örnekliği karşısında kendisine “el-Emin” yani güvenilir sıfatını yakıştırmışlardır.
İnsanların çoğu gönül rahatlığıyla onun sözünü bir senet olarak kabul ediyor, mallarını ona emanet edecek kadar güveniyorlardı. Burada dikkat edilmesi gereken husus, Mekke toplumu tarafından Hz. Peygambere “el-Emin” vasfının peygamberlikten önce verilmiş olmasıdır. Büyük bir imandan ve çok ibadet etmekten çok öncesinde Hz. Peygamber, bu dürüstlük ve güveniyle insanlara rol-model olmuştur. O halde, rol-model olması gereken her bir Müslüman şahsiyetin dikkat etmesi gereken diğer ilkeler, dürüstlük ve güvendir. İmam Gazali dürüstlük ilkesini şöyle ifade eder: “Dil ile doğru söylemek kolaydır; zor olan hayatın doğru olmasıdır.” Rol-model olmak istiyorsanız; sözlerinizin dürüstlüğü kadar, amelleriniz de dürüst olması gerekir.
İnsanları Hakk’a Çeken İlke: Adalet
Güzel ahlakı, dürüstlüğü ve güveninden sonra rol-model olan birinin hayatında insanların en çok dikkat ettiği bir diğer ilke ise adalettir. Adil olmayan bir şahsiyetin ahlakı, dürüstlüğü ve verdiği güveni zedelenir, insanlara örneklik teşkil edemez. Hz. Peygamber adaleti ile, adaletsizliğin kol gezdiği cahiliye devri içerisinde yine en güzel rol-model olmuştur. Hatta peygamberlikten önce bile “Hılfu'l-Fudûl” yani “Erdemliler Topluluğu” adındaki oluşuma katılmış ve adaleti ikame etmek için çaba göstermiştir.
Allah'ın resulü, insanlara karşı muamele ederken onların soyuna, zenginliğine veya makamına bakmaz, hakikatin ölçüsü ne ise o şekilde davranırdı. Adalet, rol-model olmanın en zor ilklerinden biridir. Çünkü cesur olmayı gerektirir. Yani rol-model olurken adalet ilkesi cesaret ilkesini de içerisinde barındırır. Zulme ve zalime karşı adaleti yerine getirebilmek için cesur olmak icap etmektedir. Hz. Peygamber hayatı boyunca hem zalime hem de mazluma her daim adaletle yaklaşmış, bu anlamda en güzel örnekliği sergilemiştir.
Bedir savaşında Müslümanları öldürmeye gelip esir düşen müşriklerin ellerini sıkan bağları canlarını acıtınca, onları gevşetme emrini vermesi; hem merhametinin hem de adaletinin nişanesidir. Hırsızlık yapan makam sahibi bir ailenin çocuğunun ceza almaması için ona “ricada” bulunmaya gelenlere karşı Hz. Peygamberin, “Kızım Fatıma da hırsızlık yapsaydı onun da cezasını verirdim.” diye karşılık vermesi onun adalet ilkesinin örnekliğini anlatan en güzel misallerdendir. Rol-model olmanın ilkesi; adaleti kişilere göre değil, Hakk’a göre yerine getirebilmektir. Yakını, güçlüyü, zengini korumak değil; Hakk’ı muhafaza edebilmek, işte bireyin adaletiyle rol-model olabilmesi budur.
İman eden veya etmeyen, bütün insanlara rol-model olmanın ölçüsü çok ibadet etmek değildir. Güzel ahlak, dürüstlük, adalet ve merhamet gibi erdemlere sahip olabilmek, rol-model olmanın en önemli ilkeleridir. Bir Müslüman'ın özellikle dikkat etmesi gereken hususlar bunlardır. İşte o vakit çokça yaptığımız ibadetlerimiz hem bizlere fayda verir hem de bizleri örnek alacak kişileri de çok ibadet etmeye sevk eder.
Rabbimiz! Ahlakımızı güzelleştir, dürüstlüğümüzü artır, merhametle ruhlarımızı ihya et ve adaleti bizlere inşa ettir ki insanlara en güzel örnek olabilelim… (Âmin)