Söz&Kalem Dergisi | Abdulhakim Çiftçi
İnsan yaşamı üzerinde bir hayli iz bırakan obsesif kompulsif bozukluğu, özellikle insanın çevresini tam anlamıyla soyut bir şekilde algılayabildiği gençlik döneminde daha fazla görülmektedir. Bireyin davranışlarında, aile ve meslek hayatında ciddi bir olumsuzluk meydana getiren bu belirtinin, bireyin genç olduğu bir zamanda yüksek oranda görülmesi, bir arayış içerisinde olmasıyla alakalı bir durumdur.
Öte yandan dini yönelim ve ibadet düşkünlüğü bu dönemde görülen bir durum olduğu için kişide böyle bir belirtinin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Fizyolojik ve psikolojik açıdan kişinin köklü bir değişim yaşadığı buluğ çağı, obsesif kompulsif belirtinin ortaya çıkması için bazı etkenleri bünyesinde barındırmaktadır. Esasında kişinin sorgulama içerisine girmesi, yaşamında kuşku duyması, davranış ve düşüncelerine şüphe ile yaklaşması bunu en önemli sebepleri arasındadır.
Çünkü kontrol etme isteği, her şeyi elde etme ve her şeye yetebilme düşüncesi genç bireyleri bir çıkmaza sokmakta ve çıkış yolu aramaya sevk etmektedir. Tabi bu belirtinin ortaya çıkmasında bilgi eksikliği ve dini tecrübenin eksikliği de önemli rol oynamaktadır. Birey din konusunda edindiği yanlış bilgiler sebebiyle vesvese ve döngüsel davranışlara musallat olmaktadır. Özellikle temizlik konusunda çok sıkı bir bozukluğa girmektedir.
Sürekli ergenliğin verdiği bir belirti olan takip edilme şüphesi kişinin her an tetikte olması gerektiği düşüncesini ortaya çıkarmakta ve sanki ruhi varlıklarla irtibat kuruluyormuşçasına insanda bir psikolojik rahatsızlık ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Çevresinden edindiği eksik bilgi ve dini yaşayış kişide obsesif kompulsif belirtiyi arttırmakta simetri ve cinsellik konularında hastalıklı bir durumun ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
Tabi bu durum dine mesafeli yaklaşan insanlarda daha az görülmekte ve onlar için daha önemsiz bir durum olarak varlığını sürdürmektedir. Bu durum ruhi varlıkların dindar gencin yaşamında yoğun olarak bulunması, dini hassasiyeti olan bireylerde böylesi bir obsesif tezatlığa girilmesine kapı aralamaktadır.
Kişinin henüz inandığı değerleri ve inançlarını içselleştirmediği bir dönemde, bozukluğun normal dışı artış göstermesi depresyona yol açmakta ve yaşam kalitesini ciddi oranda düşürmektedir. Rehberlik ve psikolojik danışma gerektiren böylesi bir durum karşısında kliniklere başvurma oranına bakıldığı zaman oranın düşük olması, klinik tedavisine gidilmediğini göstermektedir. Bireysel bilgi edinme ve plansız bilgi arayışları bu belirtinin daha da çoğalmasına yol açmaktadır. Özellikle ibadeti yerine getirmek için gerekli olan bilgilerin sağlıklı ve yeterli olmaması, obsesyonla doğrudan bağlantılı olmakta ve olumsuz sonuçlara yol açmaktadır.
Dolayısıyla özellikle ergenlik döneminde doğru dini bilgiyi edinmek oldukça önemlidir. Bununla birlikte ibadetlerin hikmetini de kavramak ve yerli yerince eda etmek, obsesif kompulsif gibi olumsuzlukların önüne geçmektedir.