Sema Gedik - Söz&Kalem Dergisi
Ne zamandır okumayı ertelediğim Yoldaki Mühendis kitabını, şimdilerde ikinci kez okuyorum. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşananların ardından, Kassam’ın bir komutanını yeniden tanımak benim için heyecan vericiydi.
Onun hayatına kulak vermenin, yalnızca bugünü anlamak değil, geleceği inşa etmek adına da ufuk açıcı olduğuna inanıyorum. Bu nedenle bu yazıda daha çok bilgi silsilesi yerine, onun hayatının bende bıraktığı hissi ve direniş ruhunu aktarmayı tercih ettim.
Abdullah Bergusi, 1973 yılında Kuveyt’te dünyaya geldi. Hayatının ilk dönemlerinden itibaren özgürlükçü bir ruh taşıdığını görüyoruz. İki akrabasının şehit edilmesi, onun direniş yoluna girmesinde büyük bir dönüm noktası oldu. Henüz çocuk denebilecek yaşlarda kendini hem zihinsel hem fiziksel olarak geliştiriyor. Bu gelişim neticesinde Judo, boks ve vücut geliştirme eğitimleri alarak bedenini güçlendiriyor. Kendini bedensel olarak bu denli geliştirmesi, ilerleyen yıllarda maruz kalacağı ağır işkencelere karşı onu daha da dayanıklı kılıyordu. On iki yaşına gelmeden silah eğitimi alması, elektronik aletlerin tamiriyle uğraşması ve teknik alanlara yönelmesi ise, ilerideki askeri başarısının temelini oluşturuyor.
Bergusi’nin hayatı yalnızca bir coğrafyayla sınırlı değil. Doğup büyüdüğü Kuveyt, gençlik yıllarını geçirdiği Ürdün, üniversite eğitimi sebebiyle bulunduğu Güney Kore ve son olarak inandığı dava uğruna yol yürüdüğü Filistin, onun dört dil öğrenmesinde önemli bir etken. Kuveyt’ten Güney Kore’ye uzanan yolculuğunda, bir yandan çalışırken bir yandan da mühendislik ve elektromanyetik alanında eğitim alıyor.
2000’li yıllarda Güney Kore’den Filistin’e geçmesi ise onun için yeni bir başlangıç noktası. Bu dönüş onun için yalnızca mücadele döneminin değil aynı zamanda aile hayatının da başlangıcı. Filistin’de evlenerek yeni bir hayat kuruyor. Bu evliliğinden Talaa, Usame ve Safa adında üç evladı dünyaya geliyor. Ancak, kurduğu bu yeni hayata çok fazla vakit ayıramadan Hamas’ın askeri kanadına dahil oluyor ve mühendislik bilgisini burada kullanarak askeri birlik içindeki görevine başlıyor.
2000’li yılların başında, teknolojinin bugünkü kadar yaygın olmadığı bir dönemde, siyonizm adına çalışan iletişim ağlarını çözerek büyük riskler alıyor. Telefonların bulunduğu ortamlardaki sesleri dinleyerek, yapılması planlanan operasyonları, henüz düşman kendi arasında bile netleştirmeden öğreniyor. Böylece birçok pusu, onun sayesinde daha kurulmadan boşa çıkıyor. Sezgilerinin bu denli güçlü olması, düşmanını yakından tanıması ve şartları iyi okuması sayesinde birçok operasyonu da etkisiz hale getiriyor.
Bu süreçte bulunduğu coğrafyayı karış karış gezdiğini, şartlara hakimiyetinin masa başında değil sahada oluştuğunu da söylemek gerekir. O, geceleri düşmanını gözetleyen, gündüzleri ise onları bozguna uğratan bir komutan. Bu sebeple ona verilen Yoldaki Mühendis ismi, bir lakaptan ziyade hayatının özeti gibi. Bergusi’nin direnişteki rolünü yalnızca askeri başarılarla sınırlarsak eksik bırakmış oluruz. Onu farklı kılan asıl unsur, düşmanını tanımaya verdiği önemdir. İsrail’i, yalnızca askeri bir kuşatma olarak değil, düşünme biçimiyle, refleksleriyle, korkuları ve zaaflarıyla analiz eden bir zihne sahip. Aynı zamanda Filistin’e karşı hissettiği bağlılık, onun temel motivasyon kaynağı.
Filistin davası uğruna koşturduğu bu yoğun süreçte, Kassam’daki hizmet görevi tutuklanana kadar devam ediyor. Evladı Talaa ile ailesi için ev arama niyetiyle çıktığı yolculukta emlakçı kılığındaki bir casus tarafından teşhis ediliyor. Bu teşhis neticesinde siyonistler yolunu kesiyor ve göz altına alınıyor. Hayatının bundan sonraki safhası artık esaretle geçiyor.
Hapishane sürecinde fiziksel işkencenin yanı sıra zihinsel olarak da yıpratılmak isteniyor. Bu amaçla, etrafı akli dengesi yerinde olmayan mahkumlarla çevrili koğuşlara konuyor. Fakat Bergusi, bu durumu da kendi lehine çeviriyor. Kısa sürede İbraniceyi öğrenerek çevresindekilerle iletişim kuruyor ve onları eğitiyor. Esaret altında bile öğrenmekten vazgeçmediğini söyleyebiliriz. Kalem ve kâğıt verilmediği için yazacaklarını zihninde tekrar ederek ezberliyor ve eserlerini bu yöntemle kaleme alıyor. 2019 itibarıyla yayımlanan 17 eseri olduğunu biliyoruz. Bu eserler roman, fikir kitapları, hatıralar ve hikayelerden oluşuyor. Onun için kalem, zamanla silahın yerini alan bir direniş aracına dönüşüyor. Kendi ifadesiyle, silahla destek olamadığı direnişe, kalem ve mürekkeple destek oluyor.
Bergusi’nin hikâyesi, imkânsızlıklar içinde imkân üretmenin hikâyesidir. Onun hayatı bize direnişin yalnızca silahla verilen bir mücadele olmadığını, zihni diri tutmanın, şartlar ne olursa olsun anlam üretmenin ve kalemi her daim bu yolda kullanmanın da direnişin bir parçası olduğunu gösterdi.
Bugün o bir hapishane duvarının ardında olabilir. Fakat fikirleri, yazdıkları ve uğruna bedel ödediği dava, sınırları aşarak yaşamaya devam ediyor. Bergusi’nin ardında bıraktığı miras da tam olarak budur. Bizlere düşen bu öncü şahsiyetleri tanımak, tanıtmak ve onların izinden gitmektir.
Yoldaki Mühendisi ve onun üstlendiği dava şuurunu her daim hatırlamak temennisiyle…