Uzay Araştırmaları Panoraması

Uzay Araştırmaları Panoraması

İkinci dünya savaşından sonra sıcak savaşın bitip soğuk savaşın başlamasıyla doğu ve batı bloğu arasındaki her alanda üstünlük yarışı başladı. Üstünlük yarışının kendinden söz ettirttiği ve rekabetin sembol kazandığı alan ise uzay teknolojileridir. 

Dünya tarihinde ilk defa 1957 yılında uzaya uydu gönderildi. Sovyetler tarafından ve şuan da Kazakistan sınırlarında kalan Baykonur Uzay üssünden gönderilen uydunun adı Sputnik 1’dir. Sputnik 1 sadece 92 gün yörüngede kalabildi. Yine 1958 yılında Sovyetler tarafından uzaya gönderilen Layka adındaki köpek uzaya giden ilk canlı oldu. Ancak sıcaklık farkından dolayı öldü. Rusya’dan çok kısa bir süre sonra ABD 1958 yılında NASA[1]’yı kurdu ve Explorer 1 adlı uyduyu yörüngeye oturtmayı başardı. Bu girişim ABD tarihindeki ilk uzay tecrübesidir. Belki de buna misilleme olarak 1961 yılında Sovyet Rusya tarafından Luna 2 isimli uydu uzaya gönderildi. Luna 2 uydusu başarılı bir şekilde ayın yörüngesine oturtuldu. Ayrıca 1961 yılında Yuri Gagarin dünya dışına çıkabilen ilk insan oldu. Kısa bir süre uzay yörüngesinde dolaştıktan sonra tekrar sağlıklı bir şekilde dünyaya iniş yaptı. 1962 yılında ABD’de uzaya insanlı uydu göndermeye başladı. Uzaya gönderilen John Glen adındaki astronot ABD’nin uzay araştırmaları alanında sembol ismi haline geldi ve başkan Kenedy tarafından kahraman ilan edildi.

ABD tarafından başlatılan Apollo uzay programı, uzay teknolojileri bağlamında ciddi bir gelişmeye neden oldu. Buna binaen program kapsamında yapılan birçok deneme uzay teknolojilerini geliştirmiştir. 1969 yılında ABD, Apollo 11 uzay aracıyla; Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Collins adlı astronotları Ay’a indirmeyi başarmıştır. Bunun dışında Ay’a birçok astronot gönderilmiştir. 1972 yılında Apollo 17 programı kapsamında Ay’a son insanlı iniş yapıldı. Bu tarihe kadar Ay’a toplamda 12 kişi gitti. Bu tarihten günümüze kadar aya bir daha insan gönderilmedi. Rus yetkililer ise 2015 yılında yaptıkları bir açıklamada 2029 yılında Ay’a tekrardan insanlı bir uydu göndereceklerini açıkladı.

ABD merkezli batı bloğu ile Rusya merkezli doğu bloğu arasındaki uzay teknolojileri alanı sembolik bir güç haline gelmiştir. Fakat uzay teknolojilerin geliştirme safhası parasal anlamda karşılık bulamadığı için yavaşlamaya başlamıştır. Bu bağlamda doğu bloğunun giderek zayıflamasının ve yıkılmasının nedeni araştırmalarını çok asgari bir düzeye çekmeleridir. Bu nedenle araştırmalar tamamlanamamış ve sürekli devam niteliği taşımıştır. 1986 yılına gelindiğinde Rusya, uzayda devasa büyüklüğündeki 130 ton ağırlığında olan Mir uzay istasyonunu kurmaya başladı. Kurulması on yıl sürdü ve 1996 yılında tamamlandı. Mir istasyonu 5 yıl sonra dünyada yörüngesine girerek yok oldu. Mir istasyonun kurulmasından iki yıl sonra 16 ülkenin ortaklığıyla Uluslararası Uzay İstasyonu(ISS) kuruldu. Çıplak gözle görülebilen ve 90 dakika da bir dünyanın etrafında tur atan bu istasyon günümüzde işlevine devam etmektedir.

2002 yılında Elon Musk tarafından kurulan Space X şirketi, Apollo gibi uzay araştırmalarına farklı bir boyut kazandırttı. Kurulduğu tarihten bu yana sürekli roketli denemler yapan bu şirket günümüzde uzay teknoloji alanında NASA’yla yarışmaktadır. Hatta birçok alanda NASA’yı geçtiği de bilinen bir gerçek. Elon Musk 2040 yılına kadar nihai hedefinin Mars’ta bir koloni kurmak olduğunu açıklamış ve gelinen noktada bunu yapabilecek nitelikte olduğunu kanıtlayan birden fazla çalışma yapmıştır.

 Peki, Elon Mask ve Space X, uzay alanında nasıl kısa sürede NASA ile yarışır hale gelmiştir? NASA’nın hedefleyemediği alanlara nasıl ulaştı?

Hedef-amaç niteliği açısında bu başarı Elon Musk’ın kişisel başarısıdır. Çünkü Elon Musk 30 yaşına kadar pek çok şirket kurmuş ve bu şirketlerin sonuncusunu 1,5 milyar dolara satmayı başarmıştır. Bu parayla da bu Space X’i kurmuştur. Böyle bir girişimcilik; zekâ, bilgi birikimi, stratejik düşünme gibi daha başka kabiliyetler de gerektirmektedir. Ayrıca Elon Musk sadece Space X şirketinin değil kendi alanında zirvede olan daha pek çok şirketin sahibidir.

 Space X’in kurulmasının esaslarından biri de yavaşlayan uzay teknolojileri hakkında çok fazla tecrübenin olmasıydı. Aynı zamanda dışarıda kalan birçok tecrübeli NASA çalışanının işsiz kalmasıydı. Bir diğeri de uzay araştırmalarında ki durağanlık; Elon Musk için atılım noktalarından biri haline geldi.

Bu sebepler dolayı Space X çok hızlı bir şekilde uzay araştırmaları alanına girdi. Kısa bir süre sonra da yaptığı başarılı çalışmalarla tüm dünyanın dikkatini üzerine çekti. Bunun sonucunda uzay bilimlerine ilgi duyan her kişinin yakından takip ettiği bir şirket haline geldi.

Space X’in dikkat çekilmesine neden olan çalışmalar nelerdir?

Elon Musk 2002 yılında Space X’i kurduğu andan itibaren roket üretmeye ve geliştirme başladı. Ancak Falcon roketleri onun için bir dönüm noktası oldu. Şirketin bütün dünyada tanınmasına neden olan bu roketin özelliği tekrar kullanılabilir olmasıydı. Daha önce yapılan tüm uzay roketlerinde roket gönderildikten sonra onu taşıyan parçalar ayrılır ve yok olurdu. Bu nedenle her fırlatma için yeni roket yapmak gerekirdi. Space X ise yükünü uzaya taşıdıktan sonra tekrar sağlam bir şekilde dünya yüzeyine inebilen roketler yapmayı başardı. Space X adeta roket teknolojisi alanına yeni bir boyut kazandırmıştı. Daha önce her roket fırlatmasının maliyeti 60 milyon dolarken bu teknoloji sayesinde 60 bin dolara kadar indi.  NASA da uzaya kargo göndermek istediğinde; Falcon’un düşük maliyetli roketlerini kullanmaktadır. Her ne kadar bu roketler kullanılmaya başlansa da henüz tam geliştirilmiş sayılmaz. 2018 yılında Elon Musk Space X’e ait Tesla otomobilini gönderdi. Bunu taşıyan Falcon roketi üç parça halinde indi. İki parçası sağlam bir şekilde başarılı bir iniş sağlarken üçüncü parça ise okyanustaki yüzen rampaya inerken devrildi ve patladı.

Elon Musk ve Space X’in bu kadar dikkat çeken çalışmaları dünyada yeniden bir uzay yarışı başlattı. Gelecekte tüm ülkelerin çok daha fazla yatırım yapacağı bu alanla ilgi son birkaç yılda ciltler dolusu çalışma yapıldı. Ancak Marsın gerek yörüngesinde gerek yüzeyinde şu ana kadar gönderilmiş pek çok rover[2] bulunmaktadır.

İslam dünyası, siyasi sosyal pek çok sorundan dolayı bu alanla ilgili ciddi bir çalışma yapmadı. Türkiye ise bu alanda şuan çok yeni ve gelişmeye müsaittir. Başka ülkelere ait şirketlerin tasarladığı ve başka ülkelerin gönderdiği TÜRKSAT uydularını saymazsak bu alanda hiçbir çalışması yok denilebilir. 2015 yılında uzay ajansının kurulmasıyla uzay araştırmaları alanı için ilk adım atıldı.

Bu gibi teknolojilere merakı olan gençlerin bu alanı okumaları ve uzay ajansı ya da başka yerli özel şirketlerle bu alana girmesi ve bu alanda yarışa katılması İslam dünyasının geleceği açısında elzemdir. Çünkü bu mesele sadece uzayda başlayıp biten bir mesele değildir. Birçok alanda bizlere temas etmektedir.

Bu alanla ilgili daha yazılacak pek çok gelişme var. Başka bir yazıda buluşmak ümidiyle.

Allaha emanet olun.

Abdurrahim Ergin

 

[1] NASA kurulduğu günden 20 yıl sonra toplam 90 trilyon dolar harcamıştı.

 

[2] Gezegenlerin veya diğer gök cisimlerinin yüzeyinde gerekli görevleri yerine getirebilmesi için tasarlanmış uzay araştırma araçlarıdır.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ