PSİKOZ

PSİKOZ

Terim olarak gerçeklikle ilişkinin tamamen kaybolması, normal sosyal işleyişin bozulması ve aşırı kişilik değişmeleriyle tanımlanan ağır bir ruh hastalığı1 anlamına gelen psikoz, köken olarak Fransızcaya dayanan, Batı toplumlarında meydana gelen ruhsal bozukluklara karşılık ilk olarak 1845 yılında kullanılmaya başlanan bir kavramdır. Bu ayki yazımızda bu kavramın psikoloji bilimiyle alakalı olan tarafından çok Batı sekülerizmine bakan yönünü ele almaya çalışacağız.

          Batı, kendi tarihsel süreci içerisinde çeşitli radikal değişimler geçirmiş ve bu değişimleri kendisiyle sınırlı tutmayarak diğer toplumlara da uygulatmaya çalışmıştır. Kimi zaman doymak bilmeyen insan nefsini tatmin etmeye endekslenmiş olarak ihdas ettiği ‘sanal tanrıları’ Yunan Mitolojisi şeklinde toplumlara sunmuş, kimi zaman kurdukları devasa imparatorluklarla otoritelerini Yunan’ın hayali tanrılara dayandırarak insanlığı sömürmeyi amaçlamış, kimi zaman Allah’ın elçilerinin getirdiği ilahi mesajları çarpıtarak hegemonyasını kurmak istemiş, en son noktada da tüm bunları bırakıp bir argüman aramaksızın direk kendini ilah edinen seküler bir yaşamı tercih etmiştir.

          Batı’nın sürekli değişime duyduğu ihtiyaç, onun bilimsel ve toplumsal anlamda gelişme isteğinden değil kendi ihtiraslarının doğurduğu bencil arzuları elde etme isteğinden dolayıdır. Gerçekleştirdiği değişimleri dünyanın diğer toplumlarına da benimsetme isteğini de şeytanın verdiği kutsal(!) bir görev addetmektedir. Bu bağlamda geliştirdiği sapkın fikirlerini dünyanın her tarafına yaymak adına türlü girişimlerde bulunmuştur.

          Yukarıda sözünü ettiğimiz Yunan Mitolojisini felsefe adıyla başta İslam dünyası olmak üzere diğer topluluklara da ulaştırmıştır. Böylece kendi fosseptik isteklerini tatmin etmek ve hedef tahtasına oturttuğu Müslüman toplumları kültürel olarak yozlaştırmak istemiştir. Bununla kalmayan Batı, narsist3 hevesleri üzerine kurdukları devasa imparatorluklarla haçlı seferleri düzenleyerek sömürü düzeni inşa etme amacı gütmüştür. Kendisi dışındaki toplumlarla yetinmeyen Batı, kurmuş olduğu kilise düzeniyle kendi halklarını da asırlarca ezmiştir.

          Sürekli olarak şeytani benliklerini tatmin etmeyi hedefleyen Batı zihniyeti, bu yolda ürettiği değer çürümeye yüz tutunca bukalemun misali renk değiştirerek yeni değerler, kavramlar aramaya başlamıştır. Batı, bu uğurda kendisiyle çelişmeyi bile umursamamıştır. Batı’nın sürekli yaşadığı değişimler en sonunda kendi toplumlarında sosyal bir bunalıma dönüşmüştür. Batı’nın sırf kendi enaniyetini tatmin etme uğruna giriştiği hamleler en sonunda kendisini vurmuş, kendi insanını buhranlara sürüklemiştir.

          Günümüz itibariyle Batı toplumlarına bakıldığında komşuluk ilişkileri, aile bağları, sosyal ilişkiler gibi önemli değerler büyük çöküntü altındadır. Egoizmin tavan yaptığı yerde hoşgörü aranmaz. Batı ülkelerinde Müslümanlar başta olmak üzere kendisi dışındaki tüm topluluklara karşı artan faşist, ırkçı saldırılar Batı’nın ruhsal, psikolojik ve insani olarak bunalımlarda olduğunu gözler önüne sermektedir.    

          İnsanlar tatmin duygusunun doruklarına ulaşınca, gerçekleştireceği başka bir istek kalmadığından dolayı ruhsal ve manevi olarak ilk başta bireysel, sonrasında ise toplumsal olarak psikolojik krizler baş gösterir. Bundan dolayıdır ki iki asırdan beri Batı’da başlayan bu söz konusu bunalımlara çare aramak, Batı insanının gittikçe içine düştüğü psikolojik bozulmaların teşhisinin konması amacıyla ‘psikoz’ kavramı türetilmiştir. Batı, şeytani talepleri doğrultusunda süregelen bu paradoksal2 değişimler neticesinde gerek bireysel gerekse de toplumsal açıdan içine düştüğü bunalım ve bozulmalarla bir ‘psikoz’ hali yaşamaktadır.

          Yaşanan bu durumda çarenin ne olduğu sorulacak olursa cevabı elbette ki insanın kendi fıtratına dönmesi, yaratılış gayesinin ne olduğuna kulak vermesi ve Rabbinin buyruklarını en güzel şekliyle yerine getirmesidir.

          “…Sonunda, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmeye başlamış, vicdanları kendilerini sıkıştırmış ve Allah’a karşı O’ndan başka sığınılacak kimse olmadığını anlamışlardı…” (Tevbe-118)

Selam ve dua ile.

  1. http://www.nurmeric.com/psikoz-nedir?-53s.html,
  2. Paradoks, Birbirine aykırı düşünce, TDK
  3. Narsist, özseverlik, kişinin kendine tapması

Söz&Kalem - Yusuf DEMİR

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ