Olmak Cesareti

Olmak Cesareti

Olmak cesareti; insanın maske takmadan, “mış gibi” yapmadan, kendi çıplak varoluşuyla nerede durduğunu, nereye ait olduğunu, nasıl bir dünya tasavvur ettiğini, hiç gizlemeden ve utanıp sıkılmadan gösterebilmesi demektir! Bize kendi aklını vasi tayin etmek isteyenlere karşı “Hayır, ben kendi aklımla mesudum!” diyebilmektir.

Varoluşsal sorgulayışın yazarın uzmanlık alanı gereği psikoloji ve kişisel gelişim ekseninde harmanlandığı, bireysel davranışların toplumsal çarpıklığa etkisi ve bu doğrultuda öngörülerin sunulduğu kaos ve düzenden Maslow’a; tasavvuftan ölüm kaygısına ve hatta tıbbi birtakım konuların yer aldığı, kuşkusuz okuyucuya fayda sağlayacak bir eser.

Kemal Sayar’ın ustaca kaleminden çıkan eser, farklı gibi görünen birçok denemeden oluşsa da aslında hepsinin buluştuğu tek bir nokta var: farkındalık. Eserde, günlük yaşantımızda etrafımızda olan olaylara farklı bir bakış açısıyla bakmamız sağlanmış durumda. Bunun yanında değerlerimiz ve sorumluluklarımız kitabın pek çok kısmında hatırlatılıyor. Değerlerimiz demişken modern insanın yaşadığı “kök” sorununa değinmeden geçemeyiz. Günümüz insanı, değerlerinden ve geçmişinden koptukça yani kökünü inkar ettikçe bir takım maddi ve manevi sorunlarla karşılaşmaya mahkum olacaktır. Yani ancak bir kökü olanlar ve onu benimseyip içselleştirenler kanatlanabileceklerdir. Bu bağlamda kitabın ilerleyen kısımlarında kök sorunuyla, yaşamamızda karşılaştığımız sorunlara da değinilmiş. Medyanın ve kapitalist sistemin üzerimizdeki oyunlarının bizi nasıl etkilediği, özümüzden uzaklaştırdığı sarsıcı örneklerle gözler önüne sunulmuştur. Sayar, bunlarla birlikte modern insanın yalnızlığına dikkat çekerken, “insan, insanın aynasıdır” der ve ekler; “Kişinin kendisini keşfetmesi başkası ile kurduğu ilişkiye bağlıdır.” Hâsılı insan olmak; karşıdakini duymaktır. Kalbin dost karşısında infilak ve inkılaba hazır olma hâlidir.

Ayrıca Sayar, zorluklarla dolu bu dünyada mizahın toplumların kendilerini rahatlatmak için kullandığı olgun bir savunma mekanizması olduğunu söyler ve bu konuda şöyle der: ‘İyi bir şaka gerilimi azaltmakla kalmaz, irade ve arzuyu özgürleştirir, durumu değiştirir.

Kitap ölüme de farklı bir bakış açısı getirmiştir. Kişinin varoluşuna kendisini keşfetmek için verilmiş bir imkan ve mucize olarak bakmıştır. Tıpkı doğum ve hayat gibi. Yani ölüm bir bitiş olarak değil bir başlangıç olarak ifade edilmiştir.

Bu kitap, “zor zamanlarda yazılmış denemelerden oluşuyor.” der Kemal Sayar. Ve zor zamanlarda ihtiyacımız olanın umut olduğundan, umut tüten satırların zamana mukavim olacağından bahseder. Bir örnekle açıklar ‘Suriyeli mülteci bir çocuk, ancak umutla Ege’nin soğuk sularında ölümü göze alarak bir yolculuğa çıkar.’ der. Bu kitap umuttan söz ediyor. Cesaretli olmaktan, olmak cesaretinden…

Söz&Kalem - Murat Çöklü

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ