Mukaddes Topraklara Gençken Yolculuk

Mukaddes Topraklara Gençken Yolculuk

Ameller niyetlere göredir hadisini esas alarak nasip oldu bizlere mukaddes topraklara yolculuk. Tam 4 yıl önce İlahiyat 1.sınıfta arkadaşlarım ve hocam ile ‘Niyet ettik Allah rızası için Riyazüs Salihin külliyatını hatmedip, hatim duamızı Kâbe’nin bahçesinde yapmaya’ dedik. Hepimiz öğrenciyiz ne paramız vardı ne pulumuz ama niyetimiz vardı elhamdülillah…

Niyetimiz hâsıl oldu 4 yıl sonra külliyatı hatmettik. Bütün hadisleri okuduk artık tövbe edip amele geçirme vakti gelmişti. Okulumuz her sene hocalarımız ve öğrenciler ile umreye götürürdü. Bu seneki bizim için daha bir anlamlıydı. Niyetimizin mükâfatıydı bizlere.

Resulullah (sav) çağırdı bizi ravzasına. Önce Medine nasip oldu.

İmam hatip mezunuyuz çoğumuz. İlahiyat öğrencisiyiz ama yıllardır okuduğumuz sınav kâğıdına uzun uzun yazdığımıza benzemiyor gidip görmek. Ravza‘ya girme heyecanını, yeşil halıda o izdihamda huşu ile namaz kılmayı nasıl anlatayım ki… Dünyanın 7 kıtasından insanlar var yanınızda, omuz omuza saftasınız. Biraz Arapça biraz İngilizce biraz Kürtçe hadi birazda Farsça çat pat anlaşıyorsun ama Hintçe,  Peştuca, Boşnakça, Malayca…  Daha kaç dil bile bilirsin ki. Yanında her dilden her ırktan insan var ama dinin aynı. Dua dilin ayrı ama salâvatın aynı. İşte o zaman anladık ki önemli olan dilden anlamak değil, hâlden anlamakmış...

Gençken gitmek ayrı bir mükâfattı bizlere. Teheccüd dâhil 6 vakit Mescidi Nebeviye 3 vakit ravzaya kavuşmak mükâfattı…

 7 gün geçirdik Medine’de. Medine’nin sakinliği, huzuru, naifliği, esenliği yüreğimize nakış gibi işledi. Gönlümüzü bıraktık Medine’de…

Ders kitaplarında bir satırla ‘Peygamber Efendimiz (sav) 622 yılında Mekke’den, Medine’ye hicret etti.’yazar. Açıkçası hep evden okula giden otobüsle 1 saatlik yol gibi hayal ederdim.  Develerle gitmek yolu uzatmıştır derdim cahil aklımla. Medine’den saat 12:00’da yola çıktık yatsı vakti Mekke’deydik. Klimalı otobüsün içinde yanımıza aldığımız azıklarla nekadar anlayabilirdik ki hicreti. Yola diktim gözlerimi kupkuru dağ ve taşların arasından geçtik.

Ya Resulullah (sav) develerin üzerinde kadın, erkek, çocuk nasıl bir iman nasıl bir itaat…

Bu yollar senin geçtiğin yollar…

Bu düşünceler içinde hocamızın okuduğu Nurullah Genç’in Naat’ı Medine’den ayrılalı bir saat bile olmamışken özlem doldurdu yüreğimize.

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım, 
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım, 
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım, 
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım, 
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım, 

Yatsı vakti Beytullah’a vardık. Gitmeden önce İstanbul’da videolar izledik, gidenleri dinledik, hani biz ilahiyat öğrencisiydik ya ders kitaplarında yıllarca okuduk. Babaannemiz, dedemiz yaptıysa bizde yaparız biz genciz ne olacak ki diyorduk.

Başımızı ayakucundan kaldırdığımızda ne kitap kaldı ne izlediğimiz videolar. ‘Biz gerçekten burada mıyız?  Günde 5 vakit yüzümüzü döndüğümüz Kâbe’deyiz değil mi? Hocam nasıl dua edeceğiz? Nasıl tavaf yapıcağız? Sefa-Merve nerde?’  Şaşkınlık vardı halimizde şükür vardı dilimizde.

Teyzeler bizim genç yaşta geldiğimize sevinip bize dua ediyorlardı. Bizde bizden küçükleri görünce seviniyorduk.  Umreye yaşlanınca gidilir anlayışı nerden gelmiş bilmiyorum ama teyzelerin, bize gençken nasip olmadı, bu yaşa kadar geç kalmışız pişmanlıklarına çokça şahit olduk. 

Gençliğin enerjisiyle Rabbim Sevr Dağı’na da Nur Dağı’na da çıkmayı nasip etti. ‘ Ya Resulullah(sav) biz seni ders kitaplarında okuyarak anlamaya çalışıyormuşuz, yazık bizlere’  diye diye çıktık kayalıkları. Mekke’yi dağın tepesinden seyrettik.  Ya Rab burası Ebu Cehillerinde şehri, Resulullah (sav)’e iman edenlerinde. Sen bizi yolundan ayırma sıratı müstakimden ayırma. Bizlere bir daha gelmeyi nasip et diye dualar ettik.

Müslüman kardeşim parası olan değil nasibi olan gider.  Niyet getirin, dua edin. Rabbim gençken nasip etsin. Gençken de hakkıyla anlamayı idrak etmeyi gönül gözü ile görmeyi nasip etsin.

Haydi, hep beraber niyet getirelim ‘Niyet ettim Allah rızası için gençken, dinçken, heyecanlıyken Umreye gitmeye, yeşil halıda namaz kılmaya, tavaf etmeye,  Sefa-Merve arasında sa’y yapmaya, saçımızı senin rızan için kesmeye. Hastalanmadan bütün ibadetlerimizi tam yapıp günahlardan arınmış ve bir daha yapmaya tövbe etmiş bir şekilde ülkemize dönmeye.’

Rabbim herkese nasip etsin inşallah…

Söz&Kalem - Sümeyya TURAN

 

5 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ