Kara Mizah - Ocak 2017

Kara Mizah - Ocak 2017

Bismillahirrahmanirrahim

EŞEKLER CENNETİ…

Aramızda gayrimenkul işleriyle uğraşanımız vardır. Her arazisinin kıymeti bulunduğu bölgeye göredir Merkezi, işlek bir bölgelerde gayrimenkuller daha pahalı, işlek olmayan ücra yerlerde ise daha ucuz olur. Adamın biri gelip bin liralık bir arsaya yüz bin lira verse, çevresindekiler tarafından büyük ihtimalle ahmak damgası yer.  Peki, biri elindeki bin lirayla yüz bin liralık arsayı almaya kalksa O zaman da diğerlerini keriz sanan kurnaz damgası yer. ‘’Eee.. Demeyin Durun bakın sözü nereye getireceğim. Sözü ta dünyadan cenneti parsel parsel satın alanlara getireceğim. İnsanın’’Kim alıyormuş ya, varsa öyle bir şey bizde alalım!’’ diyesi geliyor değil mi? Aslında öyle bir şey yokta öyle bir şey varmış gibi davrananlar var. Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin basına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?(Bakara 214) ayetinden bir haber her tesbih tanesine cenette bir gökdelen dikenler, elhamdülillah Müslümanım deyip cennete arka kapıdan girmeye kalkanlar, halkın cebinden çarptığı paralarla bol minareli camiler dikenler…  Yok ya! O kadar kolay değil işte. Dünyanın dört bir tarafında zalimlerin elinin altından inleyen mazlum Müslümanların sesini duymayacağız, onlar aç ve soğuktan titrerken biz sıcak yatağımızda uyuyacağız sonra da bir kaç salâvatı şerifle, numaradan birkaç zikirle Firdevs cennetlerine gireceğiz öyle mi?   Bugünlerde bu tiplerden kamyon kamyon var. Bu tembellikten bizde nasibimizi almışız haksız mıyım Allah aşkına? Haksızsam, haksızsın deyin. Bizler kolayı seviyoruz ve yaptığımız her işi masa başında kâğıt hesabıyla yapıyoruz. Cennete girince alacağımız hurilerin sayısını not ediyoruz fakat küçük büyük hiçbir şeyin unutulmadığı yazıldığı kitabı unutuyoruz.’’ Size ne oldu da Allah yolunda ve “Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!” diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?’’(Nisa 75)  ayetini unutuyoruz sonra da cennetteki köşkümüzün kat sayısını hesaplıyoruz, malımız dan dan Allah yolunda sarf etmekten imtina ediyoruz, ihtiyaç sahibine verirken sayarak veriyoruz alırken ise saymadan alıyoruz. Açık söylemeliyim ki bu kafayla ölenlerin gidip gidebileceği tek cennet: Eşekler cenneti…

YA HAYIR KONUŞ YA SUS…

Yusuf Has Hacip derki : ‘’insanın süsü yüzdür; yüzün süsü göz. Aklın süsü dil, dilin süsü söz.’’. Atalarımız derdi ki Boş teneke çok ses çıkarır. İnsan teneke değil elbette. Tenekeden çıkan ses sadece kulakları rahatsız eder. İnsandan çıkan ses ise hem kulağı hem yüreği rahatsız eder. Şimdi desem etrafımızda kim çok dırdır ediyor diye bindiği eşeği saymayan Nasreddin hoca misali kendimiz dışında bir düzine adam sayarız. İnanır mısınız toplumda öyle tipler var ki görseniz zannedersiniz ki bütün gücünü diline vermiş.’’ Mübarek, bir susta biz konuşalım’’ diyecek kadar lafları arasında boşluk bırakmaz. Birileri sorabilir ‘’ Sen niye takıldın şimdi çok konuşmaya?’’. “Kim bana, iki çene ve apış arası mevzuunda söz verir kefil olursa, ben de ona cennet için kefil olurum.”(Buhârî, Rikak 23)  hadisi şerifi beni buna itti. Konuşma adabını unutuyoruz sanki kulaklarımızı tatile yollamışız ta ki ağzımızdan çıkanı ölçmemiş tartmamış ama kefil olmuşuz. Size papaz (ne ecnebice bir kelime, nereden girdiyse diilimize) olduğunuz kişilerin listesini ve problemin sebeplerini yazın desem  büyük olasıkla dilin doğrudan ya da dolaylı olarak sebep olduğu bir düzine isim yazarsınız.. Peki netice? Ardımızdan kalbini kırdığımız ve kalbimizi kıran bir yığın insan… Ne yapmalıyız mı diyiyorsunuz? ilaç belli: Ya hayır konuşalım yada susalım

PARA,PARA,PARA…

Aramızda malı sevmeyen var mı? Zengin olmak istemeyen. En azından ‘’İslam’a hizmet edeyim’’ diye zengin olmak isteyenimiz vardır aramızda. Müslümanız ne de olsa elbette malı Allah yolunda sarf etmek lazım öyle değil mi?

Milli piyango kuyruklarında saatlerce bekleyen ve bir bilet alarak zengin olma hayalini kuran şaşkın insanlar bile her ne hikmetse çıkan parayla cami yapacaklarını söylüyorlar. Anlaşılan o ki,  insan, olmayan malı dağıtmaya, sarf etmeye pek hevesli de iş ceptekine gelince durum değişiveriyor. Yüce Allah kuran da demiyor mu ki:

Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, Yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz, Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.(Fecr, 17-20).

Bir tahminde bulunmanızı istesem desem ki, dünyada en çok mal infak eden ülke neresi biliyor musunuz? Belki çoğumuzun aklına bile Google yazmak gelmemiştir. Bazı kaynaklar  bu ülkenin Myanmar olduğunu söylüyor. Evet, evet! Hani şu Arakanlı Müslümanlara yaptıkları işkencelerle kan donduran zalim ülke. Üstelikte o kadar zenginde değiller. Peki ya listenin geri kalanını Müslüman ülkeler mi oluşturuyor? Böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!  Bağış sıralamasında başı çeken diğer ülkeler maalesef batılı devletler. Parayı ne için ve nereye infak ediyorlar bilmiyorum ama verme hususunda cimrilik yapmıyorlar.  Maalesef çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ülkeler listenin alt sıralarında. Biz ceplerimizdeki bozukları vermeye kıyamazken birileri elini banka hesabına atıyor. Bilgisayar üzerinden otomatik talimatla infakını peşinen veriyor. Cahil kitleler ise piyangodan bilmem milyonda kaç çıkma ihtimali olan bir biletle minaresiz cami dikme peşindeler.  Bir sözümde sözde dindar geçinenlere. Artık tabakları sünnet anlayışımızı tabağın altını sıyırmanın ötesine geçirelim.  Eminim peygamberi çok seviyoruzdur(?).Yoksa İmamlarımız hutbelerinde gözyaşlarıyla Allahın elçisinden bahsederler miydi? Peygamberimizin malı paylaşmayı nasıl sevdiğinden ve geriye hiçbir şey bırakmadığından içli içli söz ederler miydi? Ama pratik maalesef bunun tam tersi.  Konfüçüs’ün meşhur bir sözü vardır. Derki: Okudum unuttum, gördüm hatırladım, yaptım öğrendim. Anlayacağınız iş pratiğe gelince aziz kardeşlerim maalesef çok kötüyüz. Peki, bu sorunun çözüm yolu ne olabilir.  İnfak etmek, başka bir çözüm yolu yoktur yoksa…

Allah’ın, kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki o, kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fenadır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.(Ali İmran 180)

RUANDA PENCERESİNDEN CHARLİ HEBDO…

Charlie Hebdo adı size neyi çağrıştırıyor. Paris’teki sözde mizah dergisi… Küçük beyinlerince insanların inançları üzerinden espri yapmaya kalkan ve yaptıkları esprilere ve çizdikleri karikatürlere sadece kendileri gülen küçük akıllı gericilerin takip ettiği bir dergi. Anlatacağım şey derginin kendisi değil. Hatırlarsınız bu dergi efendimizle ilgili çirkin bir karikatür çizmiş ve sonrada birkaç Müslüman tepkisini göstermek amacıyla saldırı eylemi yapmıştı buraya. Birileri sence bu doğrumuydu diyecek bu benim fikrim biz olsak ne yapardık diye soracağım? Cevap belli değil mi? hiç bir şey!

Aslında konu bu bile değil. Meselenin sonrasını hatırlayanınız var mı?

Paris’te yüz binlerce kişi başta devlet başkanları olmak üzere bu olay kınamıştı. Kol kola, omuz omuza… Ve bu insanlar bir araya gelirken hiçbir tereddüt yaşamamışlardı. Çünkü her zaman yaptıklarını yapıyorlardı. O gün bazı göstericilerin ellerindeki pankartları çok iyi hatırlıyorum.  Neydi diyeceksiniz değil mi? terörist Müslümanlar, katil Müslümanlar ve daha birçok farklı pankart.  Ogün İslam düşmanları her zaman yaptıklarını yapmışlardı. Beyefendiler yine islam’a ve Müslümanlara karşı tek vücut, tek yürek olmuşlardı. Ve bazı kılıksızlar. Kimliklerinde İslam yazıp kimlerin onu seçtiğini unutup düşmanlarıyla kol kola girmiş bazı insan müsveddeleri adı bile hatırlanmayacak müsveddeleri… Şimdi görüyoruz ki İslam âlemi tam bir sessizlik içerisinde tıpkı ölüler gibi. Değil 12 kişi, 12 milyon kişinin kanı – Müslüman kanı olması şartıyla- bir Allahın kulunu bir araya getiremiyor?   İnsan haklarından da geçtim nerede insanlık diyesi geliyor insanın içinden. Ya onlar- medeni (!) batı- bizi insan olarak görmüyor – ki insan olduğumuzdan şüphemiz yok- yâda onlar insan dışı varlıklar ki merhamet ve vicdan tutulması yaşıyorlar. Merhamet ve vicdan dedim de aklıma raunda geldi.

23 yıl önce raunda da bir soykırım yapılmıştı- belki duyanımız bile yoktur- 100 günlük bir sürede -resmi rakamlara göre bu tabi, çünkü birde işin gayri resmisi var-  800 bin insan katledilmiş, 500 bin kadına tecavüz edilmiş ve bu tecavüzler sonrası 20 bin çocuk dünyaya gelmişti. Katliamdan Hutu hükümeti sorumluydu ya da katliam Hutulara yaptırılmıştı kime karşı derseniz, yine aynı coğrafyada yaşayan Tutsilere karşı. Durun bakın sözü nereye getireceğim. O gün Hutu hükümetine katliamlarda en çok destek veren ülke hangisiydi biliyor musunuz? Fransa…

Evet, evet, timsah gözyaşları döken, sonra da içten içe, davulcu ve zurnacı ekibiyle mazlum coğrafyalarda dökülen kanlara alkış tutan Fransa.  Birileri tarihi kendi elleriyle yazdığı için yüz binler hatta milyonlar bir anda yok olu veriyor. Bir anda ekran kararıyor ve eğlence programları başlıyor. Kameralar atılan bombaları sadece uzaktan çekebiliyor. O bombaların altında parçalanan bebeklerden habersiz, Fransız, İngiliz, Amerikan ve İsrail ninnileriyle uyutuluyoruz. Bu saçmalıkların bir finali olmayacak mı?

Allahım sen üstümüze sabır yağdır, ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.

Âmin…

Abdullah NEZİR

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ