Eski Tas Eski Hamam Olmasın Her Şey

Eski Tas Eski Hamam Olmasın Her Şey

Corona virüs nedeniyle en işlek caddeler, cıvıl cıvıl sokaklar, parklar, kalabalık meydanlar ve milyon nüfuslu metropol şehirler ıssızlaşmış durumda. Bu kadarı da ancak filmlerde olur dediğimiz bu görüntüler bize acayip gelse de çoğumuz için ürkütücü olduğu bir hakikat. Kızıl meydan, Tiananmen Meydanı, Times Meydanı, Aziz Petrus Meydanı, Taksim Meydanı ve her bir ülkenin en meşhur ve insan kaynayan meydanlarında in cin top oynuyor, meydanlar boşalmış herkes evlerine çekilmiş durumda. Metropol şehirlerde sokaklar ve caddeler kuşlara, yaban geyiklerine hatta kimi yerlerde aslanlara kalmış durumda.

Şehirlerdeki yaban hayatını aratmayan bu görüntüler çoğumuzun çok hoşuna gitmekte ama bu sevgiyi de abartanlar oluyor elbette. ‘Tabiatın asıl sahipleri geri döndü’, ‘Doğa intikam alıyor’ gibi acayip başlıklarla paylaşılan bu görüntülerin oluşmasında sanki kendi payları yokmuş gibi rahat rahat yorumda bulunabiliyorlar. Zira dünyanın başına gelen bu musibeti doğanın intikamı olarak görüp doğayı tahrip edecek, yok edecek amellerini yok sayan anlayış çözüm üretmez. Tabiatın asıl sahipleri geldi diyerek paylaşımlarda bulunan çoğu kişinin tahrip edilen ormanlarda inşa edilen, etrafı yüksek duvar ve dikenli tellerle çevrili lüks sitelerde oturan ve kendi yaşam alanlarına kimse girmesin diye girişlere silahlı güvenlik, parmak izli, göz taramalı kapı sistemleri koyduran sevgi pıtırcıkları olduğunu görürüz.

Dünyanın dengesini kendi keyif ve zevkleri uğruna alt üst edenlerin bu denli duyar kasması insanı acayip bir halde sinirlendirmiyor değil. Küresel ısınma varsa, dünya ısınıyorsa, buzullar eriyor ve hava kirliliği dünyanın düzenini altüst ediyorsa bunun müsebbipleri garip gurabalar değildir herhalde. Afrika’nın fakirleri, Avrupa’nın, Amerika’nın, Asya’nın varoşlarında yaşayan fakir fukaralar dünyayı bu hale getirmedi. Eğer dünyanın bozulmaya yüz tutmuş dengesinden bahsedilecekse bunun müsebbibi şehirlerini led ışıklarla donatanlar, 5-6 bin motorluk arabalara binenler, malikânelerini ve şatolarını inşa etmek için ormanları yakanlardır. Doymak bilmeyen nefislerini doyurmaya çalışan ve bunun için dünyayı yaşanmaz kılan gözü dönmüş insanların bazen ‘hümanist’ bazen ‘hayvan sever’ takılmaları mide bulandırıcı oluyor işte.

Bu musibet karşısında insanın içerisinde bulunduğu durum herkes için her haliyle bir ders olmalıdır. Biz evlerimizde dört duvar arasında sıkışıp kalmış, şehirlerimizin en işlek meydanlarında yaban hayvanları geziyorsa bunu tabiatın intikamı olarak değil kendi ellerimizle yaptığımız yanlışların bir sonucu olarak görmek gerekir. Görelim ki bu virüs belası gittiğinde her şey olduğu gibi devam etmesin. Tabiata ve insana yaklaşımımız eski tas eski hamam olmasın!

 

Söz&Kalem

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ