Dijital Maske

Dijital Maske

#EvdeKal çağrısına uyarak hayatı eve sığdırdığımız bu günlerde Korona musibetine karşı ülke genelinde tedbirlerimizi almaya çalışıyoruz. Çok acil olmadıkça evden dışarı çıkmıyoruz, mecburen dışarı çıktığımızda ise maske ve eldiven takıyor, eve geri döndüğümüzde ise bir yere temas etmeden ellerimizi yıkıyor, elbiselerimizi değiştiriyor hatta içimize sinmediği zaman sıcak suyla duş alıyoruz. Kolonyalar, dezenfektanlar havada uçuşuyor buraya kadar her şey mükemmel ve olması gerektiği gibi. Peki, evde de maske takıyor muyuz? Evet, yanlış duymadınız evde de maske takmalıyız. Doktorlar, televizyondaki profesörler öyle demiyor dediğinizi duyar gibiyim ama doktorlarda öyle diyor bundan emin olabilirsiniz. Elbette ücretsiz dağıtılan maskelerden değil onları bir yere temas ettirmeden imha etmiştik zaten, evde ise dijital maskelerimizi takmalıyız aksi halde Allah korusun Korona musibetinden korunmak için evde kaldığımız bugünleri atlattıktan sonra bir başka hastalık olan dijital hastalıklara yakalanabiliriz.

Elimize biraz kolonya döktükten sonra yazımıza geçelimJ Bugünlerde evde canımız sıkıldıkça İnstagram’a giriyoruz, oradan çıkıp gündemi takip etmek için Twitter’a giriyoruz, birazda müzik dinlemek için Youtube, mesaj var mı diye WhatsApp, virüsün aşısını araştırmak için Google derken bir bakıyoruz ki saatler su gibi akıp gitmişte haberimiz yok.

Ülkemizde 2019 yılında mobil telefon kullanıcı sayısı 59 milyon olarak açıklanmıştı. Bunların %77'si, yani 45 milyonu akıllı telefon kullanıyor. Sosyal ağlara da telefonlardan bağlanıyor. Bu bağlamda telefonun olmama korkusu adı verilen bir kavram literatüre de girdi, o da nomofobi hastalığı. Telefon eksikliği ve yokluğu, cep telefonu olmadığı zaman kendisini huzursuz hissetme, şarjının bitmesinden korkma, sürekli online olma isteği vb. bunları arttırdıkça arttırabiliriz. Nomofobi hastalığı, depresyona kadar giden bir yapı özelliği göstermektedir. Bir diğer hastalık duyduğumuzda belki garip gelecek ama WhatsApppitis. Whatsapp uygulamasını çok sık kullananlarda görülen bu hastalık aynı hareketlerin sürekli tekrarlanması sonucu el ve kollardaki sinir, tendon, kas ve diğer yumuşak dokuların zedelenmesiyle oluşur. Kan akışında bozulma ve ağrıya duyarlılıkla ilgili problemlerle karşımıza çıkıyor. Hastalık ilerleyen evrelerde ellerde uyuşukluk ve el hareketlerinde çeşitli kontrol kayıplarına da yol açabiliyor. Geçtiğimiz yıl Anadolu Üniversitesi Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezinin paylaştığı bir çalışmada ülkemizde yaşayan insanların günde ortalama 7 saat 15 dakika WhatsApp uygulamasında online bir şekilde geçirdiklerini paylaşmıştı. Tüm günü evde geçirdiğimizi varsaydığımızda eğer dikkat etmezsek WhatsApp başında geçirdiğimiz saatler daha da artacaktır, WhatsAppitis hastası olmamak için bu duruma şiddetli bir şekilde dur dememiz gerekir.

 

Bir diğer dikkat etmemiz gereken dijital hastalık ise ego sörfü hastalığı. Kişinin sürekli olarak başta arama motorları olmak üzere diğer sosyal medya ağlarında kendi adını, oturduğu semti, okuduğu okulu… araması ve hakkında ne gibi bilgilere ulaşabildiğini, neler yazıldığını ve paylaşıldığını takıntılı olarak takip etmesi durumuna ego sörfü deniliyor. Hastalık tanısı koyulan kişilerin sayısının hızla artışı günümüzde birçok psikolojik bozukluğun başlangıcı olarak ele alınıyor. Bu belirtiler daha önce ele aldığımız narsizm hastalığının da belirtileridir.

 

Selfitis hastalığını daha önce duydunuz mu? Artık öyle bir hal aldık ki selfie çekmeden yerimizde duramaz hale geldik. İnstagram da bir hikaye paylaşmak için 20 resim çekenleri hatırladınız mı? İşte tıp dünyası bu arkadaşları hasta olarak görmüş ve bunlara Selfitis hastalığı tanısı koymuş. Bizde geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Selfitis; kişinin kendi fotoğrafını çok fazla çekip bunları sosyal medyada yayımlamasından kaynaklanan obsesif kompulsif bozukluktur. Bu durum temel olarak kişinin toplumda hissettiği kabul edilirliğinin derecesini arttırmak ve diğer kişilerle daha iyi iletişim kurma çabasından ortaya çıkar. Mahremiyet problemlerini oluşturması, kişide bağımlılık haline gelmesi, bireyler arasında yaşanan ilişkilere zarar vermesi, kişilerin görünümlerine aşırı önem verme çabalarını doğurması nedeniyle bir çeşit hastalık olarak kabul edilir. Şöyle yakışıklı bir resmimizi çekelim dedik konu nerelere geldi yahu…

Adlarını sık sık duyduğumuz sosyal medyanın işsizleri diyebileceğimiz stalker arkadaşlarımızdan bahsetmeden yazıyı bitirirsek ayıp etmiş oluruz. Tıp dünyası da bu arkadaşları unutmamış, düşünmüş taşınmış ve bu arkadaşlara da bir tanı koymuş. Hastalığımızın adı Photolurking. Bu hastalık internette saatler boyu başkalarının fotoğraflarını takip etme, yorumlama ve beğenme durumudur. Günümüzde özellikle çok sık kullanılan Instagram bu hastalığa yol açabilen uygulamadır. Bu kişiler tanıdıkları bir arkadaşının hesabındaki fotoğraflara bakarak başladıkları yolculuklarını hiç tanımadıkları kişilerin sayfalarında noktalarlar. Stalker arkadaşlarımız sabah Türkiye de başladıkları yolculuklarına akşam dünyanın diğer ucunda hiç tanımadıkları birisinin hesabından paylaştığı 1000. fotoğrafa yorum yaparak bitirebilirler.

TBMM’nin bilişim teknolojileriyle mücadele kapsamında, Bilişim Teknolojisi Bağımlılığıyla Mücadele Komisyonu kurduğunu biliyor muydunuz? Polikliniklere de dijital çağın yeni hastalıkları şikayetiyle başvuran hastaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Gün geçtikçe daha çok bireye erişen dijital ortamların, ilerleyen yıllarda tüm dünya nüfusunu etkisi altına alacağı öngörülürse dijital çağın yeni hastalıkları ile ilgili bilgi sahibi olmamız ve konuyla ilgili farkındalık sahibi olmamız kaçınılmazdır.

 

Bu hastalıklar için ne yapmamız gerekir? Yapmamız gerekenler oldukça basit aslında. Diğer bağımlılıklar gibi yok etmeyi değil, yönlendirmeyi ön plana almamız lazım. Teknolojiyi gerektiği kadar, gerektiği şekilde kullanmalı teknolojinin kölesi değil efendisi olmamız gerekir. Peygamber efendimizin bir hadis-i şerifiyle yazıyı nihayete erdirmek istiyorum. İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman. Sağlınızın yerinde ve boş zamanlarınızın en güzel şekilde doldurulduğu günler diler Ramazan ayında yapacağınız dualarda yer vermenizi temenni ederim. Selam ve dua ile…

 

Söz&Kalem - Ali Tarhan

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ