Cismanî Aletlerle Meydana Getirilen Ruhanî Bir Hendese: Hat Sanatı

Cismanî Aletlerle Meydana Getirilen Ruhanî Bir Hendese: Hat Sanatı

İslam dini, yapısı gereği, sanatsal faaliyetlerini soyut sanat anlayış çerçevesinde şekillendiren bir dindir. Bu sanatlar içerisinde en etkili şekilde yer alan ve her seviyedeki insana ulaşabilen sanat türü olarak hat sanatı karşımıza çıkmaktadır. Çünkü hat sanatının icra edilişi, Kur’an’ın yazımı ile ilgili olduğu için, her inanan insanın doğrudan ilgisini çekmektedir (Mutluel, 2013: 864) . Ayrıca hat sanatı tarih olarak yazının icadına dayanmasının yanında anlam ve biçim olarak da bir uyum arz etmektedir. Bu yönüyle hem estetik haz hem de muhatabı olduğu insana bir anlam ifade etmektedir.

Hat sanatının geçmişten günümüze kadar önemli bir yer almasının bir sebebi de, Kur’an’da (Alak; 96/1-5) geçen; “Yaratan Allah’ın adıyla oku. O, insanı kan pıhtısından yarattı. Kalemle yazmayı öğreten; insana bilmediğini öğreten, keremi erişilmez mertebede olan Allah’ın adı ile oku” ayetiyle ilişkilendirilmektedir (Alparslan, 1999: 19). Bunun yanında Hz. Muhammed (s.a.v)’in de sahabelerine güzel yazıyı önermesi de, bu sanatın icra edilmesine ön bir hazırlık olarak düşünülebilir. Ayrıca İslam’da figür yapmanın yanlış bulunuşu da insanın hat sanatı yoluyla düşüncelerinin yansıtmasına sebebiyet vermiştir (Ayvazoğlu, 1989: 118) . Bu vesileyle İslam dini, hat sanat üzerinde durup, onu Allah’ın birliğini anlatmada bir araç olarak kullanmıştır. Hat sanatının önemini sağlayan, onun biçimle birlikte, bütünsel bir anlam taşımasıdır.

Hat; sözlükte “yazmak, çizmek, kazımak, alamet koymak” anlamlarına gelmektedir. Ayrıca “hatt” kelimesinin mastarından türeyen ve “yazı, çizgi, çığır, yol” anlamlarına da gelmektedir. İfade olarak “yazıyı estetik ölçülere bağlı kalarak güzel bir şekilde yazma sanatı” anlamında kullanılmaktadır (Mutluel, 2013: 864-865). Genel olarak hat sanatı; kamış kalem ve is mürekkebinin iş birliğiyle insan elinin vücuda getirdiği bir çizgi sanatı, olarak değerlendirilmektedir (Bektaşoğlu, 2005: 10).

Hat sanatının bir sanat objesi olmasının en önemli noktası, kullanılan kalemin ucunun belli bir açı ile eğik kesilmesidir. Zira hattat, kalemi harflerin yuvarlak hatlarını ne kadar güzel ve ölçüyle kullanırsa, ortaya çıkaracağı sanat da o kadar başarılı olur. Bunun yanında hat sanatına sadece bir sanat gözüyle bakmak yanlış olacaktır. Çünkü hat sanatında yazılan levhaların büyük çoğunluğu ayet veya kutsal metinlerden oluşmaktadır. Bu metinler görselliği açısından bir sanatken, anlamı açısından da birer öğüt niteliği taşımaktadır. Bu nedenle hat, hem sanatı hem de sosyal hayatla ilişkili öğütleri içerir (Mutluel, 2013: 864). Buradan hareketle İslam’da büyük önem taşıyan hat sanatının icrasının basit bir iş olmadığını belirtmek gerekir. Zira hat sanatını icra etmek isteyen bir hat sanatçısında bazı özellikler olması gerekmektedir. Bunlar;

1. Hat sanatçısı, ruhunu dizginleyip, disipline etmiş olmalıdır.

2. Hat sanatçısı, din ve sanat alanında kendini iyi yetiştirmiş olmalıdır.

3. Hat sanatçısı, bu işi sürekli olarak yapmalıdır.

4. Hat sanatçısının, sanatı açısından zihni berraklığa ulaşmış olması gerekir ki, sanatını iyi icra edebilsin.

5. Hat sanatçısı olmak isteyen kişi, az da olsa kişisel beceriye sahip olmalıdır.

6. Bütün bu şartların yanında hat sanatını icra etmek isteyen kişi, hat sanatının inceliklerini bir hat hocasından öğrenmeli ve sistematik bir şekilde bu öğrendiklerini geliştirmelidir. (Mutluel, 2013: 867).

Hat sanatının icrası kolay olmamakla birlikte, bu sanatın yapımında kullanılan mürekkebin elde edilmesi de bir o kadar zordur. Geçmişe bakıldığında, yazı mürekkebinde kullanılan ham madde, cami aydınlatmalarında kullanılan mum veya zeytinyağından çıkan isin, caminin özel bölümlerinde özenle biriktirilmesi sonucunda elde edilmekteydi. Hatta sırf bu iş için Mimar Sinan, Süleymaniye Cami’sini inşa ederken, içindeki hava akımını hesaba katarak hassas ölçüm ve ayarlar neticesinde, mum veya kandil isinin tamamının is odasında toplanmasını sağlamıştır.

Bunun yanında isin mürekkep haline gelmesi de meşakkatliydi. İsin mürekkep haline gelmesi işleminde, Abbasî Halifesi döneminden başlayarak Osmanlı’ya kadar Mekke ve Medine’de oturan ve görev yapan insanların ihtiyaçları için hediyeler sunmak amacıyla, Sürre alayları çıkarılmıştı. Kervanlara bu yüklerin içine su ve is ile doldurulmuş kaplar bağlanırdı. Hayvanın yürümesi ile sallanan is kaplarında, su ile isin birbirine karışması sağlanarak mürekkep elde edilirdi. Ayrıca mürekkep yapmanın bir başka şekli de, “tevhit hatmi” yapılarak is ve suyun karıştırılması şeklindeydi. Bir tevhit hatmi yetmiş bin tevhit kelimesinden oluşur ve her tevhit söylendiğinde tokmak, is ile suyun içine daldırılır ve karıştırılırdı (Mutluel, 2013: 868). Görüldüğü üzere bu sanatın icrası için gerekli malzemelerin elde edilmesi bile dini hassasiyet ve özenle oluşmaktadır.

İcra edilmesi zor bir sanat olarak karşımıza çıkan hat sanatının, Aklam-ı Sitte diye adlandırılan birbirinden farklı yazı çeşitleri bulunmaktadır. Bunlar; kufi, sülüs, nesih, reyhani, muhakkak, tevki, rikaa, ta’lik, divani, siyakat gibi yazı çeşitlerden oluşmaktadır (Bektaşoğlu, 2005: 13-18). Bu yazı çeşitlerinin ilk basamağında üç büyük hattat olarak isimlendirilen hat sanatçılarının emeği vardır. Bunlar; harfleri ilk defa orantılı olarak kullanan İbnü Mukle, Nesih hattını ilk kullanan ve ilk nesih hattı ile Kur’an yazan İbnü’l-Bevvab, Hat yazımında kullanılan kalemi ilk defa, günümüzde kullanıldığı gibi kesen ve kullanan el-Musta’simi’dir (Mutluel, 2013: 868).

Genel olarak hat sanatına bakıldığında, karşımıza onun üç önemli yönü çıkmaktadır. Bunlar;

  1. Levhalardaki yazıların sıradan cümleler değil, Allah’ın kelamından oluşudur. Bu açıdan hat sanatında ruhi etki son derece yüksektir.
  2. Hat sanatçısı sadece sanat icra etmez. Allah’ın sözlerini yazmış olmaktan dolayı kendini derin bir manevi duygu atmosferinin içinde bulur. Bu hakkıyla yapıldığında ibadet eden müslümanın duygusuna eş değer bir duygu yaşatır.
  3. Hat sanatının üçüncü yönü ise, sanatseverlerin okudukları hat yazılarından aynı zamanda dini, ahlaki ve sosyal bazı öğütler almasıdır. Ayrıca üç boyutlu yapmak, yaratıcı ile yarışma gibi bir durumu barındırdığından, hat sanatı iki boyutlu olarak icra edilmektedir.

Sonuç olarak bakıldığında, hat sanatı, gerek yapılışıyla, gerek aktardığı anlam ile İslam dini için büyük önem arz etmektedir. Hat sanatını değerli ve farklı kılan, şekil ve anlamındaki özelliğidir. Bu sanat, salt bir şekilden ibaret değildir. Çünkü hat sanatına bakıldığında, onun estetik şeklinin yanı sıra farklı tasavvufi anlamlar da taşıdığı görülmektedir. Hat sanatının anlamında barındırdığı bu farklılık, onun geçmişten günümüzde kadar gelmesini ve İslam’da önemli bir sanat olarak görülmesini sağlamıştır. Bununla birlikte hat sanatı, kendisiyle temaşa giren insanda farklı ruh hallerini yaşatması, onun hem yapılışında hem de anlamında tasavvufi anlamlar barındırmasındandır. Dolayısıyla hat sanatını değerlendirirken sadece biçim olarak değil, aktardığı anlam bazında da değerlendirmek gerekmektedir.

 

 

 

KAYNAKÇA

1.Kitaplar

Bektaşoğlu, M. (2005). Hat Sanatı ve Tosyalı Hattatlar. Ankara: İmaj Yayınları.

Alparslan, A. (1999). Osmanlı Hat Sanat Tarihi. İstanbul: Yapı Kredi Kültür Sanat Yayınları.

Ayvazoğlu, B. (1989). İslam Estetiği ve İnsan. İstanbul: Çağ Yayınları.

2. Tezler ve Makaleler

Mutluel, O. (2013). İslam Düşüncesinde Hat Sanatı veya Kelamın Şarkısı. AİBÜ İlahiyat Fakültesi, İslam Felsefesi. 6 (6), 863-876

 

Söz&Kalem - Vedat Dal

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ