Ateizm’den İslam’a Abdurrahim Yahya

Ateizm’den İslam’a Abdurrahim Yahya

24 Nisan 2009 Cuma günü aileme Müslüman olduğumu söyleyecektim. İlk başta pek önemsememişlerdi. Senin kararın deyip beni kendi halime bırakmışlardı. Fakat ertesi günün akşamında eve gittiğim de ışıkların kapalı olduğunu gördüm. Hâlbuki araba evin önündeydi. Bir yere gitmemişlerdi. Eve gittiğimde karanlık bir oda da beni karşılarına aldılar ve sorgulamaya başladılar. Tim, kendince yanlış bir karar vermediğini düşünüyordu. Ama birden bire ne olmuştu. Hatta Ailesi, Tim’i evden kovacak kadar ileri gitmişti. Odasına gidip eşyalarını toplamaya başladı. Eşyalarını toplarken bu yolculuğun çocukluk döneminden başladığını anımsadı.

Tim’in Ailesi Metodist Hristiyanlardandılar ve onlar için din, Pazar günleri kilisede iki saat kalmaktan ibaretti. Tim, Tanrı’nın, Hz. İsa’nın veya İncil’in ne söylediğinin Pazar kursları haricinde hiçbir önemi olmadığını düşünüyordu, dine karşı tavrı buydu. Ergenlik dönemlerin de din adına yapılan ayinler ve ilahiler; Tim için o kadar anlamsız hale gelmişti ki; dini, hayatı ve yaşamı sorgulamaya başlamıştı.

 “Tanrı’nın varlığından emin misin? Hz. İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu kanıtlayabilir misin? Peki ya İncil, onun doğruluğundan emin misin?” Ve ne zaman bunları sorsa aldığı cevap ya cezaya kalmak oluyordu, ya da “Bunlar sorgulanmaz, sadece inanman lazım. Tanrı buna sorgulamadan inanmanı söylüyor.”  Gibi cevaplarla karşılaşıyordu. Böyle söylemeleri bana “Dur bir saniye, madem kanıtınız yok, madem bunun doğru olup olmadığını bilmiyorsunuz, öyleyse neden buna mensupsunuz? Neden, benim deyişimle, vaktinizi bunlarla harcıyorsunuz?” dedirtiyordu. Bu yüzden 11 yaşımdayken Tim ateist olmayı seçti.

Tanrı yoktu, bir güç yoktu, doğru veya yanlış diye bir şey yoktu ve istediğinizi yapardınız. Çünkü eğer Tanrı yoksa cennet veya cehennem de yoktu, bu yüzden doğru ve yanlışı belirleyecek kriterler de yoktu. Tim, Hayatını böyle yaşıyordu.

İşte böyle düşünerek büyüdü. Bir yandan bunu düşünüyordu, bir yandan kapının dışındaki ağlama sesleri. Çünkü küçükken ateistliği seçmesi ailesi tarafından garipsenmemişti. Şimdi ne oldu da böyle bir hal aldı. Hakikaten ilginç geliyordu Tim’e.

Tim, üniversiteden mezun oluncaya kadar tanrının varlığını inkâr ediyordu. Yapılan onca şeyin bir anlamının olmadığını düşünüyordu. Fakat birazda garip geliyordu. Çünkü ortalama 55 yıllık bir dünya hayatının sadece sabah 9 akşam 5’e kadar çalışıp; belki de iki çocuğun olması ve yaşlandığında da ölmek olmamalıydı.

Böylece diğer inançları araştırmaya başladı. Hıristiyanlığı tekrar gözden geçirdi, Budizm ve benzerlerini araştırdı ama İslam’ı araştırmak hiç aklımdan bile geçmemişti. Bir kez bile. Müslümanları gördüğümde sadece “Eee, evet. Müslümanlar,” deyip geçiyordu. Bir gün Müslüman olacağının düşüncesi bile kulağa gülünç geliyordu, öyle bir şey asla olamazdı.

İş Yolculuğu

İşe başladığında en az 750 Müslümanın çalıştığı yerde sadece ‘1’ kişi Tim’le İslam hakkında konuştu. Tim o Müslüman ile yaşadığı günü şöyle anlatıyor: Bir gün yine bu konularda düşüncelere dalmışken o arkadaş yanıma geldi ve “Neyin var, canın sıkkın gözüküyor?” dedi. Ben de gayet normal bir şekilde “Bir süredir düşünüyorum da, acaba hayatın benim düşündüğümden daha başka bir anlamı mı var?” dedim. Bunu söylediğim gibi resmen gözleri parladı ve “Yani Tanrı var mı yok mu diye mi düşünüyorsun?” dedi. Aslında bunu kastetmiyordum, ben de dedim ki: “Eh, yani tam olarak onu kastetmedim ama onu da tartışmaya açığım.” O da “Tamam, gel oturup konuşalım,” dedi.

Gittik, mola odalarından birinde oturduk ve orada bana hiç unutmayacağım bir şey söyledi: “Bak şimdi, eğer bunu tartışmaya başlayacaksak öncesinde anlaşmamız gereken bir şey var. Eğer sana Tanrı’nın varlığını kanıtlarsam, bu ne anlama gelir?” Ne de olsa asla bana Tanrının varlığını kanıtlayamayacak, diye düşündüğümden “Eğer kanıtlayabilirsen bu bir yaratıcım olduğu, doğru ve yanlış diye bir şeyin olduğu, cennet ve cehennemin olduğu, yaptığım şeylerden sorumlu olduğum ve hayatımın bir amacı olduğu anlamına gelir,” dedim. “Tamam. Eğer sen bana Tanrı’nın olmadığını kanıtlarsan, ben de Müslüman olmaktan vazgeçeceğim,” dedi. Ben de “E tamam, süper!” diye düşündüm. Bana “Niye burada konuşuyoruz ki? Bir yerde buluşup konuşalım bence,” dedi ve öyle de yaptık.

Birbirimizin numarasını aldık ve o Cuma ufak bir lokantada buluştuk, 2 arkadaşını daha getirmişti. Genel olarak nereden geldiğimden ve niçin burada olduğumdan konuştuk. Bana sorduğu sorulardan biri de şuydu: “Nereden geldiğini düşünüyorsun?” “Bu da soru mu?” diye düşündüm ve “Anne ve babamdan geldim,” dedim. “Tamam, onlar nereden geldi?” dedi. “Büyükbabam ve dedemden,” dedim. “Onlar nereden geldi?” “Tamam, maymunlardan geldik,” dedim. O zamanlar maymunlar ve evrime inanıyordum. “Evrim teorisiyle haklarından gelirim,” diye düşündüm; ama hiç oralı olmadılar. “Hadi tartışma gereği diyelim ki evrim diye bir şey var, ona ne sebep oldu?” dediler. “Büyük patlama.” “Tamam. Ona sebep olan neydi?” dediler. Doğrusu, bütün her şeyin nereden geldiği, evreni ve yaratılışı neyin başlattığına kesin bir cevap yok. Yıllar boyunca Büyük Patlama’nın her şeyin başlangıcı olduğu söylendi, ama bugün bilim adamları bile kendileri şöyle söylüyorlar: “Bir patlama, ondan önceki bir şeye tepki niteliğindedir. Bir reaksiyondur. Yani bundan önce başka bir şey gelmiş olması lazımdır.” Bu yüzden başlangıç bu değildi, ondan önce başka bir şey olmuş olması gerekiyordu. Böylece dönüp bu konuyu araştırdım.

Bu konu birçok bilimsel şekilde açıklanmaya çalışılmış ve üzerinde ortak bir karara varılmış popüler görüş şu: “Madde, anti-maddeyle çarpıştı ve böylece bir patlama ortaya çıkmış oldu, bu da Büyük Patlama. Ve madde 1, anti-madde 0 olduğu için evren bir hiçten oluştu, çünkü 1 kere 0, hiçbir şeydir.” Bu açıklamayı gördüğümde “Vay, kimin aklına gelmişse epey zekice bir açıklama bu,” dedim. Ama beni yakalayan esas nokta bu değildi. Şimdi, eğer madde anti-maddeyle çarpışınca ortaya çıkan patlamadan dolayı evren oluştuysa, bu, evrenin kurallarının daha evren oluşmadan önce var olduğu anlamına gelir. O halde imkânsız-kuralları kim yazmıştı?

Başka bir şey tarafından yazılmış olmaları gerekli. Bunu göz önünde bulundurduğunda insan anlıyor ki başlangıç bu olamaz, bundan önce olmuş bir şey olması gerek. Ve “Bu onu, şu bunu, diğeri şunu, öteki diğerini oluşturdu” diyerek istediğiniz kadar geriye gidebilirsiniz; ta ki şunu anlayana dek: Ne olursa olsun, bütün bunları başlatan şey, tanım itibarıyla, başka bir şey tarafından oluşturulmuş olamaz. Çünkü başka bir şey tarafından yaratılmışsa zaten başlangıç olamaz. Bundan yola çıkarsak böyle bir şeyin olmasının sadece 2 yolu var;

Birincisi, kendi kendini yaratmıştır-ki bu çok saçma, eğer yoksanız kendi kendinizi yaratmaya karar veremezsiniz, uyurken “Tamam, şimdi uyanacağım” deyip uyanamadığınız gibi. Mümkün değil yani, kontrol edemezsiniz bunu. Kendinizi yaratamadığınıza göre geriye sadece tek bir açıklama kalıyor: Bu şey hep oradaydı. Başka bir yaratıcısı yoktu, kendi kendini yaratmamıştı; tek açıklama başından beri orada olmasıydı. Başlangıcı ve sonu yok. Bunu anladığınızda şunu düşünüyorsunuz: “Tamam, hep oradaydı, öyleyse buradan şunları da çıkartabiliriz: Hep oradaydıysa asla yaşlanmıyordur, acıkmıyordur, hiçbir zayıf noktası yoktur”.

Bu noktada hala buna Tanrı demediğimi hatırlatırım, sadece bir gücün olduğunu kabul ediyordum. “Hiçbir zayıflığı yok, yaşlanmıyor, eğer evren kurallar üzerine kurulmuşsa, bu şey ondan önce gelmiştir, yani başka hiçbir kurala uymamıştır. Diğer her şeyi yaratmaya kendisi karar vermiştir, yani kendi iradesi ve zekası var. Sadece bu da değil, eğer bu şey hep orada idiyse, sonsuz olması gerekir, hiçbir sınırı yoktur. Öyleyse ondan yalnızca bir tane olabilir; çünkü eğer birden fazla sonsuz şeyin olduğunu iddia ediyorsanız, bu iki şey ancak birbirleri kadar büyük olabilir-yani onların büyüklüklerini limitlemiş olursunuz, bu yüzden sadece ve sadece bir tane olmalıdır.

Tim’in iş yerindeki Müslümanla konuşmasından beri bir ay geçmişti. Bir karar vermişti ve sonraki Cuma günü de şahadet getirip Müslüman oldu. Ve adının Abdurrahim Yahya olarak değiştirdi.

Kaynak:AA

Söz&Kalem

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ