İslam'da Müzik, Müzikte İslam

İslam'da Müzik, Müzikte İslam

Müzik; duygu düşünce ve imgeleri teksesli ya da çoksesli olarak anlatma sanatının genel adıdır. İnsanoğlu, yaşadığı her çağda, var olan duygularını yansıtmak, yaşamak ve hissetmek amacıyla farklı çalgı ve aletler icat edip kullanmıştır.

İnsan ve üzerinde yaşadığı dünya var olduğu sürece; sürekli farklı durumlar ile karşılaşacaktır. Bu, insanın tatmin olmayan nefsi ve arayış duygusu ile ilgili bir durumdur. Bu farklılığa karşı Müslümanca bir bakışın nasıl olması gerektiği de takdir edersiniz ki irdelenmesi gereken bir konudur. Bu konudaki öncelikli merci, risaletin ilk yıllarında yaşanan değişimlere bizzat şahit olan Peygamber aleyhisselam’dır. Peygamber (a.s) karşılaştığı farklı durumlarda üç temel esas ile yola çıkardı. Bunlar; ilga, ibka ve ıslahtır.

  • İlga: Var olan uygulamanın İslam’a aykırılığı sebebiyle ortadan kaldırılması.
  • İbka: Var olan uygulamanın inanca aykırı olmadığı sürece yürürlükte kalmasına izin verilmesi.
  • Islah: Var olan uygulamanın İslam çerçevesinde düzeltilip, devam ettirilmesi.

Müziğin haram olduğunu, daha doğrusu uygun olmadığını savunanlar, uygun olduğunu savunanlardan her zaman daha fazla olmuştur. Bunun sebebi, tarihte her zaman İslam düşmanlarının İslam’ın sesini kısmak ve var olan maneviyatı yok etmek için müziği bir silah olarak kullanmalarıdır. Bu anlayış ile müzik sürekli dinde sorgulanır hale gelmiştir.

Müzik, fıtri olan insan duygularını aktive etmek için,  her zaman tercih edilen bir aktivite olmuştur. Tarihte gördüğümüz kadarıyla insanların kin, öfke, sevinç, mutluluk, heyecan gibi duygularını yaşamak ve yansıtmak için savaş, düğün ve eğlencelerinde müzik vazgeçilmezleri olmuştur. Bunun üzerine Allah (c.c)  Lokman Suresinin 6. ayetinde: “İnsanlar arasında öyleleri vardır ki bilgisizlik yüzünden başkalarını Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlence vesilesi kılmak için eğlendirici sözleri alıp kullanırlar; işte bunları alçaltıcı bir azap bekliyor..

Altını çizdiğim hususla alakalı İslam tefsircileri, müzik ile uğraşanların kast edildiği kanaati taşımaktadırlar. Kur’an Yolu adlı tefsirde “eğlendirici söz” diye çevirdiğimiz lehve’l-hadîs deyimi, klasik tefsirlerin çoğunda mûsiki olarak açıklanmış ve bazı tefsirlerde bu ayete dayanılarak şarkı söylemenin, çalgı çalmanın, dinlemenin, bu işin ticaretini yapmanın haram olduğu ileri sürülmüştür. Ancak bu deyimin şirk inancı içeren sözler veya daha genel olarak insanlar için herhangi bir fayda getirmeyen boş ve lüzumsuz konuşmalar olduğu yolunda görüşler de zikredilmektedir.

Aynı şekilde Üstad Bediüzzaman da İşârâtü'l-İ'câz adlı eserinde: "…Kulaktaki zar, nur-u iman ile ışıklandığı zaman, kâinattan gelen mânevî nidaları işitir. Lisan-ı hal ile yapılan zikirleri, tesbihatları fehmeder. Hattâ o nur-u iman sayesinde rüzgârların terennümatını, bulutların nâralarını, denizlerin dalgalarının nağamatını ve hâkezâ yağmur, kuş ve saire gibi her neviden Rabbânî kelâmları ve ulvî tesbihatı işitir. Sanki kâinat, İlâhî bir musikî dairesidir. Türlü türlü avazlarla, çeşit çeşit terennümatla kalblere hüzünleri ve Rabbânî aşkları intiba ettirmekle kalbleri, ruhları, nuranî âlemlere götürür, pek garip misalî levhaları göstermekle o ruhları ve kalbleri lezzetlere, zevklere garkeder.  Fakat o kulak, küfürle tıkandığı zaman, o leziz, mânevî, yüksek savtlardan mahrum kalır. Ve o lezzetleri îras eden avazlar, mâtem seslerine inkılâp eder. Kalbde, o ulvî yüce, yüksek hüzünler yerine, ahbabın fıkdanıyla ebedî yetimlikler, mâlikin ademiyle nihayetsiz vahşetler ve sonsuz gurbetler hasıl olur.  Bu sırra binaendir ki, şeriatça bazı savtlar helâl, bazıları da haram kılınmıştır. Evet, ulvî hüzünleri, Rabbânî aşkları îras eden sesler helâldir. Yetimâne hüzünleri, nefsânî şehevâtı tahrik eden sesler haramdır. Şeriatın tayin etmediği kısım ise, senin ruhuna, vicdanına yaptığı tesire göre hüküm alır.” demiştir.

Günümüzde, insanları saptırmak ve zihin dünyalarını bulandırmak için, içerisinde her türlü isyan, küfür ve müstehcen ifadeleri barındıran müzikler gençlerin diline bir zikir gibi dolanmış durumundadır. Özelde gençlerin genelde ise her yaş grubundan insanların var olan sıkıntı, mutluluk ve benzeri gibi duygu durumlarını şiir ve şarkı sözlerinde aramaları, kendilerini bu söz ve melodilerde bulmaları, olmayan duyguların ortaya çıkmasına veyahut olan hafif sıkıntıların da katlanarak artmasına sebebiyet vermektedir.

Kalbin sadece bir et parçası olmadığının farkındayız. Kalbe her türlü sözün ve sesin belirli seviyelerde etkisinin olduğu herkesin malumudur. Boş ve faydasız sözlerin kalbe zarar verip zihni boş yere yorduğunu da biliyoruz. Hal böyle iken Rabbimizin “Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler” (Mu’minun 3) ayetini de aklımızdan düşürmüyoruz. O halde, “Harama giden her yol da haramdır” kaidesince, haramın, sadece işlenince günahı yazılan bir eylem veyahut bir durum olmadığını, ona götüren her türlü söz ve davranışın da haram olduğunun bilincinde olmalıyız. Çünkü ne ile meşgul isek biz oyuz aslında…

Müzik; bir telin tahta parçasına bağlanıp ses çıkartması veya bir demirin başka bir demire değmesi ile haram olmaz. Bilakis önemli olan neye hizmet ettiği ve ne için kullanıldığıdır. İslam âlimlerine göre Hristiyanları temsil eden bir müzik senfonisi ilahi sözlerle dahi yapılsa haramdır. Kuran ayetlerini de def ile söylemek aynı şekilde haramdır..

İlga, ibka ve ıslah diye başta söz ettiğimiz üç ana düstur ile yola çıkarsak, müzik ıslah edilmesi gereken durumlar arasına girer. Başta da belirtiğimiz gibi müzik, İslam düşmanlarının elinde bir silah konumunda olmuştur çoğu kez. Peygamberin sünnetinden anladığımız, düşmana benzemeden düşmanın silahı ile silahlanmamız gerektiğidir. Bugün insanların ihtiyaçlarından biri de müzik olduğuna göre, İslam düşmanlarının müzik ile bulandırmaya çalıştığı zihinleri bizler de zikir ile üzerine tefekkür edilecek müzik besteleri ve şiirler ile düzeltmeye çalışmalıyız.  Müziği, ruhu daraltan boş sözlerden çıkarıp Allah’a yakınlaştıran dinletiler haline getirmeliyiz,  gerekirse ilgi uyandıracak tarzda da olabilir. İşin mahiyeti bakımından bu da önemlidir.

Bu hususta aldandığımız bir mesele daha var ki o da şudur: Çoğu insan dinlediği müzik olsun veyahut hal hareket ve eylemleri ile olsun kendisini iyi niyeti ile kandırabiliyor. Niyetin iyiliği, merhamet duygusu, acaba ne derler ve utanma duygusu gibi farklı etkenlerden dolayı kişi kendisini, istemediği ve Allah’ın razı olmadığı durumlar içerisinde bulabiliyor. Niyet, adetleri ibadet haline getirir sözünün gölgesine sığınarak ifade etmek gerekir ki, haram olan bir şey niyetle helal kıvamına gelmez.  

Toparlamak gerekirse müzik, dinimizce ıslah edilip kullanılması gereken durumlardan birisidir ve İslam âlimlerinden anladığımız kadarıyla; çalgısı Hristiyan, Yahudi ve gayri İslami bir inancı sembol etmediği ve içerisinde müstehcen sözler barındırmadığı sürece dinlenilmesi günah değildir. Fakat Müslümana yakışan, boş sözlerden uzak durması, inancına fayda getirecek durumların içerisinde bulunmasıdır. Yukarda saydığımız durumların bulunması halinde ise müzik haram durumlar arasına girer. Bilmeliyiz ki kıyamet günü bütün uzuvlarımız üzerimize şahitlik edecektir, bunlardan biride şüphesiz kulaktır.  Ve biz bundan kaçamayacağız…

Söz&Kalem - Agit Aybek

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ